azalt

listen to the pronunciation of azalt
Türkçe - İngilizce
(Bilgisayar) fade
(Bilgisayar) decrease

They should decrease the sugar in these muffins. - Bu kurabiyelerdeki şekeri azaltmalılar.

The medicine decreased his pain. - İlaç onun acısını azalttı.

{f} extenuating
bate
drop off
{f} waning
attenuate
{f} wane
{f} attenuated
abate
reduce

We reduced our spending during the recession. - Biz durgunluk döneminde harcamayı azalttık.

The doctor told Tom to reduce his red meat consumption. - Doktor Tom'a kırmızı et tüketimini azaltmasını söyledi.

assuage
extenuate
diminute
derogate
lessen

We had to lessen the impact of the erratic supplies. - Düzensiz malzemelerin etkisini azaltmak zorundaydık.

I need medicine to lessen the pain. - Ağrıyı azaltmak için ilaca ihtiyacım var.

allay
diminished

The war diminished the wealth of the country. - Savaş ülkenin zenginliği azalttı.

The rights of every man are diminished when the rights of one man are threatened. - Bir insanın haklarının tehdit edildiğinde, her insanın hakları azaltılır.

deaden
hızı azalt
(Bilgisayar) decrease speed
sesi azalt
(Bilgisayar) decrease volume
azal
{f} decaying
azal
{f} decreasing

Japan's consumption of rice is decreasing. - Japonya'nın pirinç tüketimi azalıyor.

A recent survey shows that the number of smokers is decreasing. - Son zamanlarda yapılan bir araştırma sigara içenlerin sayısının azaldığını göstermektedir.

azal
fallen off
azal
diminish

The population of this country is gradually diminishing. - Bu ülkenin nüfusu giderek azalmaktadır.

His income was diminished by half after retirement. - Emekli olduktan sonra geliri yarı yarıya azaldı.

azal
{f} decreased

Since 1990, methane emissions have decreased by 11%. - 1990'dan beri metan salımları %11 oranında azalmıştır.

Production of rice has decreased. - Pirinç üretimi azaldı.

azal
fall off
azal
fell off

Sales fell off in the third quarter. - Üçüncü çeyrekte satışlar azaldı.

azal
{f} diminished

The war diminished the wealth of the country. - Savaş ülkenin zenginliği azalttı.

His income was diminished by half after retirement. - Emekli olduktan sonra geliri yarı yarıya azaldı.

azal
{f} decrease

The medicine decreased his pain. - İlaç onun acısını azalttı.

Production of rice has decreased. - Pirinç üretimi azaldı.

azal
tail off
azal
mute
İngilizce - İngilizce

azalt teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

Azal
A place near the western extremity of the valley near Jerusalem
Türkçe - Türkçe

azalt teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

AZAL
(Osmanlı Dönemi) (Ezel. C.) Ezeller. Başlangıcı olmayan zamanlar
azalt