Böyle yatalım yan yana, ne olur bırakma beni annem.
- Lass uns so Seite an Seite schlafen, aber bitte verlass mich nicht, Mutter.
Talih işte, kader benden yanaydı.
- Eine glückliche Fügung wollte es, dass das Schicksal auf meiner Seite war.
Bu, uzun zamandır duyduğum en iyi haber.
- Das sind die besten Neuigkeiten, die ich seit langem gehört habe.
Mac bir yabani at almak istediğinden beri, parasını biriktiriyor.
- Since Mac wants to buy a new Mustang, he is saving money.
Onun geçen aydan beri hasta olduğunu duydum.
- I hear he has been ill since last month.
Mademki öyle söylüyor, o doğru olmalı.
- Since he says so, it must be true.
Mademki yağmur yağıyor, evde kalsan daha iyi olur.
- Since it's raining, it would be better it you stayed at home.
Tom üç yıl önce Japonya'ya geldi ve o zamandan beri burada yaşamaktadır..
- Tom came to Japan three years ago and has been living here ever since then.
O zamandan beri onu görmedim.
- I haven't seen her since then.
Buraya taşındığımdan bu yana üç yıldan fazla oldu.
- It has been over three years since I moved here.
Vay be, Daniel'ı son gördüğümden bu yana çok kilo almış.
- Wow, Daniel has put on a lot of weight since the last time I saw him.
Hazır olmadığı için onsuz gittik.
- We went without him since he wasn't ready.
Mac bir yabani at almak istediğinden dolayı para biriktiriyor.
- Since Mac wants to buy a new Mustang, he is saving money.
Tom içtiğinden dolayı Mary'nin eve götürmesi gerektiğini düşünmüyor.
- Tom doesn't think Mary should drive home since she's been drinking.
Mademki buradayım, sana yardım edeyim.
- Since I'm here, let me help you.
Mademki artık bir akıllı telefonun var, istediğin zaman benimle facebook'ta sohbet edebilirsin.
- Since you have a smartphone now, you can chat with me on Facebook any time.
O zamandan beri yurt dışında kalmaktadır.
- She has remained abroad ever since.
Biz o zamandan beri arkadaşız.
- We've been friends ever since.
I came to Tokyo three years ago and have been living here ever since.
- Ich kam vor drei Jahren nach Tokyo und seither habe ich hier gelebt.
It's lonely in the saddle since the horse died.
- Es ist einsam im Sattel, seit das Pferd gestorben ist.