Sizi beklettiğim için üzgünüm.
- I am sorry to have kept you waiting.
Üzgünüm, gitmek zorundayım.
- I am sorry, I've got to go.
Onu işittiğime üzüldüm.
- I am sorry to hear that.
Geç kaldığım için üzgünüm.
- I'm sorry about being late.
Geç kaldığım için üzgünüm.
- I'm sorry to be late.
Affedersiniz, yanlış bir şey mi yaptım?
- I'm sorry, did I do something wrong?
Affedersiniz, onu tekrar söyler misiniz?
- I'm sorry, could you say that again?
... Sorry. ...
... ALAN RUSBRIDGER: Sorry. ...