تعريف developing في الإنجليزية التركية القاموس.
- {s} gelişen
Newton İngiliz parası taklitçiliğini önlemek için gelişen tekniklerde etkiliydi.
- Newton was instrumental in developing techniques to prevent counterfeiting of the English money.
- {s} gelişmekte olan
Çoğu gelişmekte olan ülkelerde kentsel nüfus çok hızlı artıyor.
- The urban population in most developing countries is increasing very fast.
Gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelere yardım etmeliler.
- Advanced countries must give aid to developing countries.
- {f} geliştir
Turizmi büyük çapta geliştirme umutlarımız vardı.
- We had hopes of developing tourism on a big scale.
Onun çalışmaları bilimsel araştırmayı geliştirmeye çok katkıda bulundu.
- Her studies contributed greatly to developing scientific research.
- {s} ilerleyen
- gelişerek
- geliştirme
Turizmi büyük çapta geliştirme umutlarımız vardı.
- We had hopes of developing tourism on a big scale.
Onun çalışmaları bilimsel araştırmayı geliştirmeye çok katkıda bulundu.
- Her studies contributed greatly to developing scientific research.
- inkişaf
- developman
- {i} gelişmekte o
Çoğu gelişmekte olan ülkelerde kentsel nüfus çok hızlı artıyor.
- The urban population in most developing countries is increasing very fast.
Japonya gelişmekte olan ülkelere 2 milyar yenlik bir yardım paketini taahhüt etti.
- Japan guaranteed a 2 billion yen aid package to developing countries.
- {f} geliştir: prep.gelişerek
- geliştiriyor
- develop
- geliştirmek
Eğitimin zorunlu karakteri çocukların içinde öğrenme arzusu geliştirmek için çeşitli şekillerde çalışmaya adanmış işlerin çokluğunda nadiren analiz edilir.
- The mandatory character of schooling is rarely analyzed in the multitude of works dedicated to the study of the various ways to develop within children the desire to learn.
Yeni bir makine geliştirmek için çok çalıştılar.
- They worked hard in order to develop a new machine.
- develop
- gelişmek
Aç insanların % 98'i gelişmekte olan ülkelerde yaşar.
- 98% of hungry people live in developing countries.
Türkiye gelişmekte olan bir ülkedir.
- Turkey is a developed country.
- developing chamber
- (Tıp) yürütme tankı
- developing countries
- (Ticaret) az gelişmiş ülkeler
- developing countries
- (Ticaret) sanayileşen ülkeler
- developing dyestuff
- inkişaf boyası
- developing economies
- (Ticaret) gelişen ekonomiler
- developing technology
- gelişen teknoloji
- developing country
- gelişmekte olan ülke
- developing nation
- millet gelişmekte
- developing nations
- ülkelerin gelişmekte olan
- developing to
- Gelişmekte olan
- developing world
- Gelişmekte olan ülkelerde
- developing 8 group
- d8 gelişmekte olan 8 islam ülkesi
- developing attack
- (Askeri) GELİŞTİRİCİ TAARRUZ: Düşman kıtalarının kuvvet ve mevzileri ve harekat planları hakkında bilgi edinmek üzere yapılan taarruz
- developing bath
- film banyosu
- developing bath
- (Tekstil) inkişaf banyosu
- developing company
- inşaat şirketi
- developing country
- {i} gelişen ülke
- developing country combined exercise program
- (Askeri) ülke geliştirme birleşik tatbikat programı
- developing dyestuff
- (Tekstil) inkişaf boyası, diazo boyası
- developing machine
- (Sinema) yıkama cihazı
- developing sea
- (Askeri) gelişmekte olan deniz
- developing tank
- (Sinema) yıkama gerdeli
- developing tank
- (Fotoğrafçılık,Teknik) açındırma teknesi
- developing tank
- developman küveti
- develop
- oluşmak
- develop
- {f} ilerlemek
- develop
- genişlemek
- develop
- geliştir
Lojban'ın geliştirilmesinde, dili ilk aşamasından beri tarafsız tutmak için çabalar tutarlı olarak yapılmıştır.
- In the development of Lojban, efforts were consistently made since the initial phase to keep the language culturally neutral.
Öğrenciler, okuma yeteneklerini geliştirmeliler.
- Students should develop their reading skills.
- develop
- artmak
- develop
- kalkınmak
- develop
- geliştirmek; gelişmek: He is working hard to develop his Italian. İtalyancasını geliştirmek için çok çalışıyor. develop an idea bir
- develop
- (Askeri) GELİŞTİRMEK: Daha yeni ve yararlı malzeme ve usuller bulmak ve bunları askeri maksatlarda kullanmak üzere, mevcut ilmi esaslar, teknik, malzeme ve fizik kanunları üzerinde incelemeler yapmak
- develop
- film banyo etmek
- develop
- büyütmek
- develop
- yükselmek ateş
- develop
- gelişme göstermek
- develop
- gelişme kaydetmek
- develop
- harekete geçmek
- develop
- (film) banyo etmek
- develop
- açınmak
- develop
- (Matematik) açındırmak
- develop
- kalkındırmak
- develop
- abad etmek
- develop
- adet edinmek
- develop
- edinmek
- develop
- büyümek
- develop
- (Tıp) yürütmek
- develop
- (filmi) banyo etmek
- develop
- artırmak
- develop
- işlenecek hale getirmek
- develop
- ortaya çıkmak
- develop
- görünmeye başlamak
- develop
- harekete geçirmek
- develop
- (hastalık) geçirmek
- acid developing bath
- (Tekstil) asitli geliştirme banyosu
- develop
- (Tekstil) inkişaf ettirmek
- develop
- meydana çı
- develop
- olgunlaşmak
- develop
- {f} şekillendirmek
- develop
- inkişaf etmek
- develop
- tekâmül ettirmek
- develop
- {f} açıklamak
- develop
- {f} açınım yapmak
- develop
- {f} tab etmek
- develop
- {f} ilgi göstermek
- develop
- {f} yükselmek (ateş)
- develop
- {f} 1. geliştirmek; gelişmek: He is working hard to develop his Italian. İtalyancasını geliştirmek için çok çalışıyor. develop an idea bir
- develop
- husule getirmek
- develop
- {f} banyo etmek
- develop
- {f} ün kazanmak
- mixed developing zone
- karışık imarlı bölge