anormal

listen to the pronunciation of anormal
Türkçe - İngilizce
abnormal

This warm weather is abnormal for February. - Bu ılık hava şubat için anormaldir.

Environmental pollution is causing abnormal weather conditions. - Çevre kirlenmesi anormal hava koşullarına neden oluyor.

aberrant; freakish
anomalous
preternatural
freak; bastard
abnormal, anomalous, freakish, unnatural, deviant
unnatural
{s} freak

Tom looked pretty freaked. - Tom oldukça anormal görünüyordu.

unusual

It's unusual for Tom to be late. - Tom'un geç kalması anormaldir.

It's not unusual for Tom to be late. - Tom'un geç kalması anormal değil.

out
irregular
unhealthy
out of the way
deviant

Sami had deviant thoughts. - Sami'nin anormal düşünceleri vardı.

abnormally

The price of real estate has been rising abnormally in Japan. - Japonya'da gayrimenkul fiyatları anormal bir biçimde artıyor.

monstrous
deviate
{s} bastard
{s} freakish
anormal bir yerde
ectopic
anormal bitiş
abend
anormal büyüyen
excrescent
anormal hevesleri olan
freakish
anormal uyarılma
erethism
anormal şey
freak
İngilizce - İngilizce
Not according to rule; abnormal
İngilizce - Türkçe
(Tekstil) anormal ( olağanüstü )
anormal