anormal

listen to the pronunciation of anormal
Englisch - Türkisch
(Tekstil) anormal ( olağanüstü )
Englisch - Englisch
Not according to rule; abnormal
Türkisch - Englisch
abnormal

This warm weather is abnormal for February. - Bu ılık hava şubat için anormaldir.

There is nothing abnormal in having a child around forty. - 40'lı yaslarda çocuk sahibi olmanın anormal bir tarafı yok.

aberrant; freakish
anomalous
preternatural
freak; bastard
abnormal, anomalous, freakish, unnatural, deviant
unnatural
{s} freak

Tom looked pretty freaked. - Tom oldukça anormal görünüyordu.

unusual

It's unusual for Tom to be late. - Tom'un geç kalması anormaldir.

Layla was feeling a bit unusual. - Leyla kendini biraz anormal hissediyordu.

irregular
out
deviant

Sami had deviant thoughts. - Sami'nin anormal düşünceleri vardı.

unhealthy
out of the way
abnormally

The price of real estate has been rising abnormally in Japan. - Japonya'da gayrimenkul fiyatları anormal bir biçimde artıyor.

{s} bastard
deviate
{s} freakish
monstrous
anormal bir yerde
ectopic
anormal bitiş
abend
anormal büyüyen
excrescent
anormal hevesleri olan
freakish
anormal uyarılma
erethism
anormal şey
freak
anormal
Favoriten