aksine

listen to the pronunciation of aksine
Türkçe - İngilizce
on the contrary

On the contrary, I've never said such a thing. - Aksine, ben asla böyle bir şey söylemedim.

It isn't true that Jack is no good at music; on the contrary, he plays the piano well. - Jack'in müzikte iyi olmadığı doğru değil, aksine, o piyanoyu iyi çalar.

unlike

Unlike her, you are diligent. - Onun aksine sen gayretlisin.

Unlike my brother, I cannot swim. - Erkek kardeşimin aksine, ben yüzemem.

conversely

If you think it's a good idea, you should participate. Conversely, if you think it's a bad idea, you should let him know. - Eğer bunun iyi bir fikir olduğunu düşünüyorsanız, katılmalısınız. Aksine eğer bunun kötü bir fikir olduğunu düşünüyorsanız ona bildirmelisiniz.

crisscross
counter to
crossways
in contrast to

In contrast to many rumours, I don't know everything. - Birçok söylentinin aksine, ben her şeyi bilmiyorum.

In contrast to DNA, which only occurs in the nucleus, RNA is also found in the cytoplasm. - Sadece çekirdekte olan DNA'nın aksine, RNA da sitoplazmada bulunur.

to the contrary

I'll visit you on Sunday, if I don't write you to the contrary. - Aksine eğer size yazmazsam, pazar günü sizi ziyaret edeceğim.

Everyone believes his story since there is no evidence to the contrary. - Aksine kanıt olmadığı için herkes onun hikayesine inanıyor.

by contrast with
per contra
contrariwise
rather

It is not because I do not want you to laugh at me, rather it is because I would like to laugh at you. - Bu bana gülmeni istemediğim için değil aksine sana gülmek istediğim içindir.

She is not my mother but rather my oldest sister. - O benim annem değil aksine benim en büyük ablam.

contrary to, in opposition to
contrarily
in contradistinction to
on the contrary, counter to sth tersine
in contradistinction for
counter to sth
the contrary

On the contrary, you speak English very well, indeed! - Aksine, gerçekten çok iyi İngilizce konuşuyorsun!

It isn't true that Jack is no good at music; on the contrary, he plays the piano well. - Jack'in müzikte iyi olmadığı doğru değil, aksine, o piyanoyu iyi çalar.

counter
aucontraire
contra

His response was contrary to our expectations. - Onun cevabı beklentilerimizin aksineydi.

Mary is not poor. On the contrary, she is quite rich. - Mary fakir değildir. Aksine, o oldukça zengindir.

contrary

Mary is not poor. On the contrary, she is quite rich. - Mary fakir değildir. Aksine, o oldukça zengindir.

Everyone believes his story since there is no evidence to the contrary. - Aksine kanıt olmadığı için herkes onun hikayesine inanıyor.

aksine hüküm
unless otherwise
aksine hareket etmek
act against
aksine hareket etmek
to act against
aksine hüküm olmadıkça
(Hukuk) save as otherwise provided
aksine rapor olmadıkça
(Politika, Siyaset) save as otherwise provided
aksine tarama
(Sanat) cross-hatch
genel kanının aksine
Contrary to popular belief
beklenenin aksine
against long odds
tam aksine
the other/opposite way round
umulanın aksine
contrary to expectations
aksine