Amerikan romanları okumayı severim.
- I like reading American novels.
Okumayı yazmaya tercih ederim.
- I prefer reading to writing.
Bir kitap okuyan kız Kate'tir.
- The girl reading a book is Kate.
Bir ağacın altında okuyan bir kız var.
- There is a girl reading under a tree.
Tom bütün gününü yatakta okuyarak geçirdi.
- Tom spent the whole day reading in bed.
Çocukken odamda yalnız başına kitap okuyarak çok fazla zaman geçirdim.
- When I was a child, I spent many hours reading alone in my room.
Sanırım John'un Jane ile olan ilişkilerini çok fazla okuyorsun.
- I think you're reading too much into John's relationship with Jane.
Onlar kendi gazetelerini okuyor.
- They are reading their newspapers.
Okumaktan zevk alıp almayacağını belirleyen okuyucunun kendisidir.
- It's the reader that determines whether they extract pleasure from reading.
Bu kitap okumaya değer.
- This book is worth reading.
Sanırım bu kitap okumaya değer.
- I think this book is worth reading.
Öğrenciler, okuma yeteneklerini geliştirmeliler.
- Students should develop their reading skills.
Dün gece yatakta kitap okurken, ışık açıkken uykuya dalmışım.
- While I was reading in bed last night, I fell asleep with the light on.
Bazı yorumları okurken, insanlar insanlığa olan inançlarını tamamen kaybedebilirler.
- When reading certain comments, people can completely lose faith in humanity.
Yorum eklemek şifreyi okumayı daha kolay hale getirir.
- Adding comments makes reading the code easier.
Diğer bazı kitapları okumaya çalışmayı planlıyorum.
- I plan to try reading some other books.
Onların arabalarında önce Irak sonra Fransa diye okunan çıkartmalar vardı.
- They had stickers on their cars reading: First Iraq then France.
a reading of the current situation.
a speedometer reading.
a poetry reading.
I have been reading this book.
- I've been reading this book.
This book is worth reading twice.
- This book is worth reading again.
... And when you start reading newspapers or magazines-- ...
... It's the most irrational reading of the allocation ...