Sendika ücret taleplerinde mütevazı idi.
- The union was modest in its wage demands.
Sendikanın muhafazakâr bir parti üzerinde baskın bir etkisi var.
- The union has a dominant influence on the conservative party.
Tom masamızda bize katılmak için uğradı.
- Tom came over to join us at our table.
Beth'in ebeveynlerinin ne zaman misafirleri olsa, o, yetişkinlerin konuşmasına katılmak ister.
- Whenever Beth's parents have guests, she wants to join their adult talk.
Omuz kol ve gövdeyi birleştirir.
- Shoulder joins arm and trunk.
Kollajen, dokuların birleştirilmesine yardımcı olan bir proteindir.
- Collagen is a protein that aids the joining of tissues.
İki ülke arasında hiçbir ittifak şansı yok.
- There is no chance of a union between the two countries.
Kulübe katılmaz mısın?
- Will you join our club?
Daha sonra bir kişi daha bize katılıyor olacak.
- One more person will be joining us later.
These two rivers join in about 80 miles.
We joined our efforts to get an even better result.
... You can there see as people join, they show up. ...
... Please join me in welcoming my friend Sundar Pichai. ...