açılmış

listen to the pronunciation of açılmış
Türkçe - İngilizce
unsealed
unfastened
undone
(Havacılık) extended
expanded
unwound
unfurled
aç
hungry

He whispered to me that he was hungry. - O, bana aç olduğunu fısıldadı.

You can't be hungry. You had a snack a few minutes ago. - Aç olamazsın. Birkaç dakika önce abur cubur yedin.

açmış, açılmış; ışıl ışıl
opened, open, brilliant
aç
hunger

Many of the workers died of hunger. - İşçilerin çoğu açlıktan öldüler.

Because of hunger and fatigue, the dog finally died. - Açlıktan ve yorgunluktan dolayı, köpek sonunda öldü.

tamamen açılmış
full blown
aç
(Tıp) fast

He who uncovers the most dies the fastest. - Gerçekleri en çok açığa çıkaran, en çabuk ölür.

I can describe China, especially in relation to big cities like Beijing, in one sentence - China is a country whose pace of life is both fast and leisurely. - Ben, özellikle Pekin gibi büyük şehirler ile ilgili olarak Çin'i tek bir cümleyle açıklayabilirim. - Çin, yaşam hızı hem hızlı hem de keyifli bir ülkedir.

aç
(Bilgisayar) open it
aç
(Bilgisayar) draw

I opened the drawer to get a pencil. - Bir kurşun kalem almak için çekmeceyi açtım.

The file cabinet drawers are open. - Dosya dolabı çekmeceleri açıktır.

aç
(Bilgisayar) bloom

The roses are blooming early this year. - Güller bu yıl erken çiçek açıyor.

All the cherry trees in the park are in full bloom. - Parktaki tüm kiraz ağaçları tamamen çiçek açmış.

vida dişi açılmış
(Mekanik) threaded
aç
unseal
aç
unveil

At the inauguration ceremony a plaque was unveiled in honor of the founder. - Açılış töreninde kurucunun şerefine bir plaket verildi.

The automaker will unveil its new line of sports cars tomorrow. - Otomobil üreticisi yarın spor arabaların yeni çizgisini açıklayacak.

aç
switch on

Tom clicked the light switch on. - Tom lamba anahtarını açtı.

Tom stood at the door, flipping the light switch on and off. - Tom kapıda durdu, ışık anahtarının açık ve kapalı olmasına baktı.

aç
unfold

Tom unfolded the newspaper and started to read it. - Tom gazeteyi açtı ve onu okumaya başladı.

Tom unfolded the letter and read it. - Tom mektubu açtı ve onu okudu.

aç
{f} unsealed
aç
unwind
aç
{f} open

Twitter loves open source. - Twitter, açık kaynağı sever.

Open an image and select an image layout. Click Open for opening an image. Click Quit for quitting the program. Image Layout feature allows you to view in any layout. - Bir resim açın ve bir resim düzeni seçin. Bir resim açmak için Aça tıklatın. Programdan çıkmak için Çıkışı tıklatın. Resim Düzeni özelliği herhangi bir düzende göstermenize olanak tanır.

aç
turn on

Please turn on the radio. - Lütfen radyoyu açar mısın?

Please turn on the television. - Lütfen televizyonu aç.

aç
decompress
aç
{f} unfurled
aç
{f} opening

Would you mind opening the window? - Pencereyi açar mısın?

Open an image and select an image layout. Click Open for opening an image. Click Quit for quitting the program. Image Layout feature allows you to view in any layout. - Bir resim açın ve bir resim düzeni seçin. Bir resim açmak için Aça tıklatın. Programdan çıkmak için Çıkışı tıklatın. Resim Düzeni özelliği herhangi bir düzende göstermenize olanak tanır.

aç
unpin
aç
roll out
aç
famished

Tom seemed to be famished. - Tom çok aç görünüyordu.

Tom said that he was famished. - Tom Mary'nin çok aç olduğunu söyledi.

aç
unfurl
aç
{f} opened

The door opened automatically. - Kapı otomatik olarak açıldı.

I opened the box and looked inside. - Kutuyu açtım ve içine baktım.

aç
tune in on
aç
unpack

Tom opened his suitcase and began unpacking. - Tom valizini açtı ve boşaltmaya başladı.

Tom hasn't unpacked yet. - Tom henüz bavulunu açıp boşaltmadı.

aç
clear off
aç
uncover

We uncovered this arcane. - Biz bu gizemi açığa çıkardık.

He who uncovers the most dies the fastest. - Gerçekleri en çok açığa çıkaran, en çabuk ölür.

aç
disclose

He disclosed his intentions. - O evlenme niyetini açıkladı.

She would not disclose the secret. - Sırrı açığa vurmazdı.

aç
{f} switching on
aç
power on
aç
rol out
aç
turn#on
aç
expose

Dan rejected Linda's idea to expose everything to the press. - Dan, Linda'nın her şeyi basına açıklama fikrini reddetti.

Fadil exposed his dark secret. - Fadıl karanlık sırrını açıkladı.

aç
power#on
alabildiğine açılmış
widespread
aç
greedy, covetous, insatiable
aç
hollow
aç
ravenous
aç
hungry, empty, peckish; greedy, covetous haris
aç
esurient
aç
hungry person
aç
needing to eat
aç
greedy for
aç
covetous; greedy
aç
rollout
aç
{s} unfed
aç
peckish
aç
unstop
aç
uncap
aç
starveling
aç
unwreathe
aç
unlock

Give me the keys so I can unlock the door. - Kapıyı açabilmem için bana anahtarları ver.

Tom unlocked the car door. - Tom araba kapısını açtı.

aç
{s} covetous
aç
turnon
aç
{s} empty

Tom opened the trunk and found it empty. - Tom bagajı açtı ve onu boş buldu.

You shouldn't take this medicine on an empty stomach. - Bu ilacı aç karnına almamalısın.

aç
untuck
aç
meld
aç
unbar
aç
unroof
aç
switchon
aç
untwist
aç
unbolt
aç
unmuffle
aç
unclog

It's possible that Tom doesn't know how to unclog a sink. - Tom'un lavaboyu nasıl açacağını bilmemesi mümkündür.

I might be able to help you unclog your sink. - Lavabonun tıkanıklığını açmana yardım edebilirim.

aç
unscrew

Tom unscrewed the cap and handed the jar to Mary. - Tom kapağı açtı ve kavanozu Mary'ye uzattı.

denize açılmış
off shore
düğmeleri açılmış
unbuttoned
gözleri faltaşı gibi açılmış
saucer eyed
gözleri faltaşı gibi açılmış
wide-eyed
gözü açılmış
undeceived
iyice açılmış
spread
iğne ile açılmış delik
pinhole
levye ile açılmış
jemmied
Türkçe - Türkçe

açılmış teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

aç
Yiyecek bulamayan
aç
Gözü doymaz, haris
aç
Çok istekli, çok hevesli
aç
Yemek yeme gereksinimi olan veya yemesi gereken, tok karşıtı: "Aç ne yemez, tok ne demez."- Divanü Lügati't - Türk
aç
Gözü doymaz, haris. Çok istekli, hevesli
aç
Yemek yeme ihtiyacı olan veya yemesi gereken, tok karşıtı
aç
Karnı doymamış olarak: "Ben aç yattım mı kötü kötü rüyalar görürüm nedense."- O. Kemal
aç
Yiyecek bulamayan kimse: "Ben hem öksüzüm, hem yetimim, hem de tam 23 saattir açım."- Y. K. Karaosmanoğlu
aç
Karnı doymamış olarak