açıklanamaz

listen to the pronunciation of açıklanamaz
Türkçe - İngilizce
unexplainable
inexplicable

Life's nature is inexplicable. - Hayatın doğası açıklanamaz.

Tom was normally very reliable and his absence from the meeting was inexplicable. - Tom normalde çok güvenilirdi ve onun toplantıya gelmemesinin nedeni açıklanamaz.

unaccountable
açıklanamaz şekilde
inexplicably
açıkla
explain

Nobody could explain how the thing was made. - Kimse eşyanın nasıl yapıldığını açıklayamadı.

Please explain the grammar of 'as may be'. - Lütfen as may be nin dilbilgisini açıklar mısın?

açıkla
{f} explained

I explained the reason in detail. - Ben nedeni ayrıntılı olarak açıkladım.

I explained the accident to him. - Ona kazayı açıkladım.

açıkla
{f} explaining

He had no difficulty in explaining the mystery. - Gizemi açıklamada zorluk çekmedi.

Sorry, I'm bad at explaining. - Kusura bakma, açıklama yapma konusunda kötüyüm.

açıkla
expound
açıkla
{f} expounding
açıkla
get across
açıkla
{f} professed
açıkla
{f} paraphrase

I don't understand this word. Could you paraphrase it? - Bu sözcüğü anlamıyorum. Onu açıklayabilir misin?

açıkla
elucidate
açıkla
profess

For a professional, he gave a poor account of himself in today's game. - Bir profesyonele göre, bugünkü oyunda kendisiyle ilgili garip bir açıklama yaptı.

Professors should explain everything in detail, not be succinct and always tell students to go home and read their books. - Profesörler, her şeyi detaylı bir şekilde açıklamalılar, kısa ve öz olmamalılar ve her zaman öğrencilere eve gitmelerini ve kitaplarını okumalarını söylemeliler.

açıkla
{f} professing
açıkla
got across
açıkla
{f} expounded
açıkla
speak
açıkla
premise
açıkla
spit it out
açıkla
premises
açıkla
justified
açıkla
justify
açıkla
say what you have to say!
açıkla
spit it out !
açıklanamaz