çekerek

listen to the pronunciation of çekerek
Türkçe - İngilizce
enduringly
hauling
shrinking
işkence çekerek ölen kimse
martyr
Günahları hazreti ısa'nın çekerek ödemesi
Atonement
çek
cheque

Tom wrote Mary's name as the cheque payee. - Tom çek alacaklısı olarak Mary'nin adını yazdı.

She opened her purse and took out her chequebook. - Cüzdanını açtı ve çek defterini çıkardı.

birden çekerek
twitching
nem çekerek sıvılaşan
(Biyokimya) deliquescent
yokluk çekerek
lacking
çek
drafting
çek
(Kanun) bill of exchange
çek
(Otomotiv) non-return valve
çek
draught
çek
(Ticaret) check cheque
çek
{f} shrinking
çek
shrink back
çek
{f} hauling
çek
pop
çek
roll up

Roll up your right sleeve. - Sağ elbise kolunu yukarı çek.

çek
draw away
çek
{f} haul
çek
drew

Taro drew 10,000 yen from the bank. - Taro bankadan 10.000 yen çekti.

Madonna's concert drew a large audience. - Madonna'nın konseri büyük bir dinleyici çekti.

çek
pull on
çek
suffer from

Black Americans continued to suffer from racism. - Siyah Amerikalılar, ırkçılıktan dolayı acı çekmeye devam ettiler.

It is a shameful fact that, while there are lands where people suffer from hunger, within Japan there are many households and restaurants where much food is thrown away. - İnsanların açlık çektiği yerler varken, Japonya'da birçok yiyeceğin atıldığı bir sürü meskenlerin ve restoranların olması yüz kızartıcı bir gerçektir.

çek
{f} shrunk

My jeans have shrunk. - Kot pantolonum çekti.

Tom's new shirt shrunk when he washed it and now it doesn't fit. - Tom yeni gömleğini yıkadığında çekti ve şimdi uymuyor.

çek
acquittance
çek
pull

He pulled up the weed and threw it away. - O, otu çekti ve onu attı.

The two children pulled at the rope until it broke. - İki çocuk kopartıncaya kadar ipi çektiler.

çek
attract

Negative electrons attract positive electrons. - Negatif elektronlar pozitif elektronlar çekerler.

I did not want to attract attention. - Ben dikkat çekmek istemiyordum.

çek
yank

Tom yanked the plug from the wall. - Tom fişi duvardan çekti.

Tom yanked Mary's hair. - Tom, Mary'nin saçını çekti.

çek
cheques
çek
of check
çek
inflect

In that language, adjectives and nouns are inflected for gender. - O dilde, sıfatlar ve isimler cinsiyete göre çekilir.

burnunu çekerek ağlamak
snivel
burnunu çekerek söylemek
snuffle out
dikkat çekerek
arrestingly
dili çekerek telaffuz etmek
retract
hasret çekerek
yearnly
havayı çekerek yapışmak
adhere by suction
kürek çekerek karşıya geçirmek
row down
palamarı çekerek hareket etmek
warp
Çek
Czech, of the Czechs
Çek
(a) Czech
Çek
czechoslovak
Çek
{i} Czech

The flag of the Czech Republic is almost the same as that of the Philippines. - Çek Cumhuriyeti'nin bayrağı Filipinler'inkiyle neredeyse aynıdır.

Prague is the capital of the Czech Republic. - Çek cumhuriyetinin başkenti Prag'dır.

çek
drawaway
çek
cheque, check
çek
pullon
çek
written order from one party directing a bank to pay a specified amount of money to another party
çek
of the Czech Republic; of the former nation of Czechoslovakia
çek
native or resident of the Czech Republic; resident of the former nation of Czechoslovakia; check
çek
{i} check

He opened a checking account with the bank. - O, bankada bir çek hesabı açtı.

I will pay for it by check. - Ben onu çek ile ödeyeceğim.

çek
lure

The music lured everyone. - Müzik herkesin ilgisini çekti.

Layla lured Sami to her house. - Leyla, Sami'yi evine çekti.

çek
pull#on
çek
rollup
Türkçe - Türkçe
Yozgat'ta bir akarsu
ÇEK
(Osmanlı Dönemi) Çekoslovakya, Bohemya ahalisinden olan ve Çek'ce konuşan kavim ki, Osmanlı metinlerinde "çeh" diye geçer
Çek
Çek halkına özgü olan
Çek
Slavların batı kolundan olan bir ulus veya bu ulusun soyundan gelen kimse
çek
Bir kimsenin, bankadaki parasının dilediği kimseye ödenmesi için bankaya gönderdiği yazılı belge
çekerek