(concepts) [definition #2] (spatial user's guide and reference)

listen to the pronunciation of (concepts) [definition #2] (spatial user's guide and reference)
İngilizce - Türkçe

(concepts) [definition #2] (spatial user's guide and reference) teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

extent
müsadere
extent
(Nükleer Bilimler) büyüklük
extent
{i} kapsam
extent
{i} uzunluk
extent
{i} ölçü

Tom Mary'nin sorununu bir ölçüde anlayabilir. - Tom can understand Mary's problem to some extent.

Bir ölçüde Psikoloji öğrenimi yaptım. - I have studied Psychology to some extent.

extent
uzam
extent
kaplam
extent
to the full extent of his power elinden geldiği kadar
extent
boy

Dan, Linda'nın suç tarihinin boyutunu bilmiyor. - Dan doesn't know the extent of Linda's criminal history.

Leyla'nın mektupları onun ırkçılığının boyutlarını ortaya çıkardı. - Layla's letters revealed the extent of her racism.

extent
alan
extent
derece

Bir dereceye kadar ona güvenirim. - I trust him to some extent.

Belirli bir dereceye kadar Fransızcayı anlayabilirim. - I can understand French to a certain extent.

extent
miktar

Söylediğini bir miktar kabul ediyorum. - I accept what you say to some extent.

extent
saha
extent
uzanma
extent
to a great extent büyük çapta
extent
musadere emirnamesi
extent
(isim) uzunluk, genişlik, yükseklik, alan, boyut, kapsam, derece, ölçü
İngilizce - İngilizce
extent
(concepts) [definition #2] (spatial user's guide and reference)