(a) beş

listen to the pronunciation of (a) beş
Türkçe - İngilizce
(Tıp) pent
beş köşe
pentagon
beş misli
five fold
beş paralık
picayune
beş parasız
shirtless
kırk beş
forty five
otuz beş
thirty five

Dan served thirty five years in that prison. - Dan o hapishanede otuz beş yıl görev yaptı.

beş beş
5-5
beş taş
five stone
beş vakit
five times
beş vakit namaz
the five daily prayers‎: Fajr prayer, Zuhr prayer, asr prayer, maghrib prayer, isya' prayer
on beş geçe
quarter past
on beş geçe
fifteen past
yirmi beş
Twenty-five

I did twenty-five projects in just one month. - Sadece bir ay içinde yirmi beş proje yaptım.

Our class has twenty-five boys and twenty girls. - Sınıfımızda yirmi beş erkek ve yirmi kız var.

üç beş
three to five
Amerika kanada sınırındaki beş göl
Great Lakes
Beş kasım günü
Guy Fawkes day
Beş liman konfederasyonu
cinque ports
Beş parmak bir olmaz
Men are not all alike
Tevrat'ın ilk beş kitabı
Pentateuch
basamak beş
(Bilgisayar) digit five
batında after one gestation: Bir batında beş çocuk doğurdu
She gave birth to quintuplets
beş
penta

The pentagram is an important symbol in witchcraft. - Beş köşeli yıldız büyücülükte önemli bir semboldür.

How many vertices and faces does a pentagonal prism have? - Bir beşgen prizmanın kaç köşesi ve yüzeyi vardır?

beş
quint

There was a brass quintet playing in the lobby of the hotel. - Otelin lobisinde çalan beş kişilik bir bando vardı.

beş
quin

There was a brass quintet playing in the lobby of the hotel. - Otelin lobisinde çalan beş kişilik bir bando vardı.

beş
cinque (French)
beş aşamalı yarış
pentathlon
beş aşağı beş yukarı
after some bargaining
beş aşağı beş yukarı
after some haggling, approximately
beş benzer kâğıdın ardarda gelmesi
sequence of five playing cards of the same suit
beş benzer kâğıdın ardarda gelmesi
quint
beş değerli
quinquivalent
beş değerli
pentavalent
beş dilimli yapı süsü
cinquefoil
beş dolar
fiver
beş dolarlık banknot
fin
beş duyu
the five senses
beş düşman uçağı düşüren pilot
ace
beş günde bir yükselen ateş
quintan
beş heceli mısra
pentameter
beş kardeş the hand
with the five fingers (used in a slap)
beş kat
five fold
beş katı
quintuplicate
beş katına çıkarmak
quintuple
beş kişilik heyet
(Hukuk) a five man delegation
beş kuruş
sou
beş kuruş etmez
not worth a penny
beş kuruşluk
picayunish
beş kuruşsuz olmak
be down on one's uppers
beş köşeli yıldız
pentacle
beş metrelik uzunluk
pole
beş metrelik uzunluk ölçüsü
perch
beş misli artırmak
quintuplicate
beş mısralık esprili şiir
limerick
beş nokta aralığı
quint
beş noktanın düzeni
quincunx
beş numara
queer, fairy, queen, fag
beş on
a few
beş on kuruş çıkarmak
to earn a little money
beş para
etmez worthless
beş para
rap
beş para almamak
not to get a penny
beş para etmemek
not to worth a shit
beş para etmez
not worth a doit
beş para etmez
worthless, good for nothing, useless, putrid, pathetic, no earthly use
beş para etmez adam
trash
beş para etmez kimse
scapegrace
beş para etmez tip
rip
beş paralık
worth a penny
beş paralık
useless; spoilt, ruined
beş paralık
two bit
beş paralık etmek
to expose (another's) shameful secrets
beş paralık olmak
to have one's shameful secrets revealed
beş paralık şey
picayune
beş parasız
stony broke
beş parasız
bad off
beş parasız
stone-broke
beş parasız
flat broke
beş parasız
penniless

For one thing, I'm penniless; for another, I don't have the time. - Öncelikle, beş parasızım, ayrıca, zamanım yok.

The problem is that he is penniless. - Sorun onun beş parasız olmasıdır.

beş parasız
badly off

Some people are well off and others are badly off. - Bazı insanlar varlıklı ve diğerleri beş parasız.

They were badly off at that time. - Onlar o zaman beş parasızdı.

beş parasız
penniless, broke, skint; poor
beş parasız kalmak
go broke
beş parasız olmak
to be stone broke
beş parasız olmaz
not to have a bean
beş parmak bir değil
(Atasözü) People are not all alike
beş parçalı
quinate
beş pound
fiver
beş pound için bozuk para verir misiniz
Can you give me change for five pounds
beş puntoluk harf
pearl
beş rakamlı
quinary
beş saate kadar
by five o'clock
beş sent
nickel
beş taş oyunu
jacks
beş vakit namaz Islam
the complete set of daily prayers
beş yapraklı diş otu
(Tabiat Doğa) (bitki, Fam: turpgiller,salibiye) coral root bittercress, coralroot, coralwort
beş yaprakçıklı
quinate
beş yaşında
five year old
beş yaşında bir çocuk için boyama kitabı arıyorum
I would like to have a picture book for a five year old child
beş yaşında bir çocuk için uygun bir oyuncağınız var mı
Do you think this is suitable for a five year old child
beş yüzlü
pentahedral
beş yüzlü şekil
pentahedron
beş yıl süren
quinquennial
beş yılda bir
quinquennially
beş yılda bir olan
quinquennial
beş yıldız
queer, fairy, queen, fag
beş yıllık
quinquennially
beş yıllık dönem
lustrum
beş yıllık süre
lustral
beş çalgılı parça
quintet
beş çalgılı parça
quintette
beş şilin
crown
beş şilin
dollar
binde beş
five per mil
bire beş var
It is five minutes to one
bire beş vermek
to yield five times the seed, yield fivefold
ciğeri beş
para etmez despicable
ciğeri beş para etmez
a) base, dishonourable, crumb b) a bad egg
ciğeri beş para etmez tip
scalawag
ciğeri beş para etmez tip
rotter
ciğeri beş para etmez tip
worthless person
ciğeri beş para etmez tip
scallawag
iki veya beş kişiyle oynanan top oyunu
fives
on/beş
para etmez utterly worthless
var yok approximately, about, close to: Ali beş yaşında var yok
I'd say Ali's close to five years old
yürüyerek beş dakika tutar
It's about a five minute walk
üç aşağı beş yukarı
approximately

It's better to be approximately right than completely wrong. - Tamamen yanlış olmasındansa üç aşağı beş yukarı doğru olması daha iyidir.

üç aşağı beş yukarı
roughly, approximately
üç aşağı beş yukarı anlaşmak
(for a buyer and a seller) to agree on a price (after bargaining)
üç aşağı beş yukarı dolaşmak
to pace or wander back and forth, pace or wander up and down. Ü
üç beş three or four
a few
İslam'ın şartı beş, altıncısı insaf demişler
(Atasözü) Tempering justice with mercy is so important in Islam that it deserves to be made the sixth pillar of the Islamic faith
şeşi beş görmek
to be completely mistaken
şeşi beş görmek
to get confused
(a) beş