My study is upstairs.
- Benim çalışma odam yukarıda.
Go upstairs and bring down my trunk.
- Yukarı çık ve bavulumu getir.
She is certainly above forty.
- O kesinlikle kırkın yukarısındadır.
Angels watch from above as men fight amongst themselves.
- İnsanlar kendi aralarında mücadele ederken melekler yukarıdan izlerler.
As we go up higher, the air becomes cooler.
- Biz yukarı çıkarken hava soğur.
As we go up higher, the air becomes thinner.
- Biz yukarıya giderken hava incelir.