yontmak

listen to the pronunciation of yontmak
Türkçe - İngilizce
{f} sculpt
to point or sharpen (something) (by whittling or dressing it)
fine down
fair
lick into shape
sculpture
chip
sculp
to chip, to cut; (kalem) to sharpen; (taş) to dress; to squeeze (money) out of
hew
cut
skive
(Konuşma Dili) to chisel (someone) out of his money little by little so as not to arouse the victim's suspicions
pare off
hack
chisel
fine away
whittle
to shape (something) by cutting it; to chisel; to hew; to whittle; to dress (stone); to sculpt, sculpture
pare
dress
carve
whittle away
whittle down
grind
boast
drove
hackle
scrape
yontmak (kalem)
sharpen
yontma
whittling
yontma
chipped
yontma
cutting
yontma
cut
yontma
chipping
yont
hew out
yont
pare away
yont
{f} chisel

They are chiseling a statue out of marble. - Onlar mermerden bir heykel yontuyorlar.

She was a girl with finely chiseled features. - O, ince yontulmuş özelliklere sahip bir kızdı.

yont
{f} sculpture
yont
whittle away
yont
whittle down
yont
pare off
yont
trim
yontma
chipped in
elmas yontmak
facet
kabaca yontmak
rough hew
kalem yontmak
1. to sharpen a pencil. 2. to point a reed pen
kalem yontmak
point a reed pen
nalıncı keseri gibi kendine yontmak
to exploit (a situation) to advance one's own interests
taş yontmak
knap
taş yontmak
to dress stone
yont
whittle
yont
chiseled

She was a girl with finely chiseled features. - O, ince yontulmuş özelliklere sahip bir kızdı.

yontma
chipping, cutting; chipped, cut
yontma
spalling
yontma
shaping (something) by cutting it
yontma
chiseled; hewn; whittled; dressed (stone)
Türkçe - Türkçe
bakınız: kendine yontmak
Bir kimsenin azar azar parasını çekmek, birinden para sızdırmak
Bir kimsenin azar azar parasını çekmek, birinden para sızdırmak: "Hacı Beyi yontacak, ondan bir hayli fazla para sızdıracaktı."- E. E. Talu
Kendine yontmak
Bir şeye istenilen biçimi vermek için dış bölümünü keskin bir araçla biçmek, kesmek
Bir şeye istenilen biçimi vermek için dış bölümünü keskin bir araçla biçmek, kesmek: "Boş zamanlarında tahta kaşık, kepçe yontar, geçimini bunları satarak sağlardı."- N. Araz
yonmak
YONTMA
Yontulmuş veya yontularak yapılmış
YONTMA
Yontmak işi: "Ucu sipsivri bir kurşun kalemi tekrar yontmağa kalktım, ucunu kırdım."- P. Safa
yont
Başıboş hayvan
yont
Başıboş bırakılmış hayvan
yontma
Yontmak işi
yontmak