uzat

listen to the pronunciation of uzat
Türkçe - İngilizce
(Bilgisayar) stretch

Come and stretch me a hand. - Gel ve bana elini uzat.

He stretched out his arm to take the book. - O, kitabı almak için kolunu uzattı.

lengthen

The sleeves of this coat have to be lengthened. - Bu paltonun kollarının uzatılması gerek.

The coat is a bit too short. Can you lengthen it? - Ceket biraz fazla kısa. Onu uzatabilir misin?

prolong

This huge war has been prolonged. - Bu büyük savaşın süresi uzatılmıştır.

The happiness of a person prolongs his day. - Bir insanın mutluluğu onun gününü uzatır.

elongate
extend

The mother extended her hand to her baby, smiling brightly. - Işıl ışıl gülümseyen anne, bebeğine elini uzattı.

Tom was able to extend his visa. - Tom vizesini uzatabildi.

{f} hand

He held out a helping hand to the poor. - O, yoksullara yardım eli uzattı.

Tom got two beers out of the refrigerator and handed one to Mary. - Tom buzdolabından iki bira çıkardı ve birini Mary'ye uzattı.

{f} lengthening
{f} extended

Tom extended his stay by three days. - Tom kalışını üç gün uzattı.

She extended her stay by five days. - Kalışını beş gün uzattı.

{f} extending

Tom wanted to check the applicant's character reference before extending an offer. - Tom teklifi uzatmadan önce başvuranın karakter referansını kontrol etmek istedi.

Gooseberries are fruits that are effective at extending life. - Bektaşi üzümü hayatı uzatmada etkili meyvelerdir.

{f} lengthened

The sleeves of this coat have to be lengthened. - Bu paltonun kollarının uzatılması gerek.

drag out
{f} handed

I handed the examination papers in to the teacher. - Sınav kâğıtlarını öğretmene uzattım.

Tom handed the contract to Mary. - Tom sözleşmeyi Mary'ye uzattı.

{f} prolonged

This huge war has been prolonged. - Bu büyük savaşın süresi uzatılmıştır.

elongated
crane
dragout
(Biyoloji) protract
uza
get longer
uza
draw out
uza
drag on
Ayağını yorganına göre uzat
(Atasözü) Cut your coat according to your cloth
ayağını yorganına göre uzat
waste not
uza
scat
uza
reach

He reached across the table and shook my hand. - Masanın üzerinden uzandı ve elimi sıktı.

She reached out to take his hat. - Şapkasını almak için uzandı.

Portekizce - Türkçe

uzat teriminin Portekizce Türkçe sözlükte anlamı

Uzá
uzza
İspanyolca - Türkçe

uzat teriminin İspanyolca Türkçe sözlükte anlamı

uza
uzza
uzat