treffen?

listen to the pronunciation of treffen?
Almanca - Türkçe
karşılayan
karşılam
rastla
karşıla
[das] toplantı; karşılaşma; buluşma
{'trefın} vurmak, isabet etmek; karşılaşmak, rastlamak; de buluşmak
rastlamak, tesadüf etmek; karşılaşmak; isabet ettirmek, vurmak; isabet etmek; başına gelmek; incitmek, kırmak, üzmek; (önlem) almak
(Gramer) trifft traf träfe hat getroffen A rastlamak, karşılaşmak isabet ettirmek, rastgelmek, tesadüf etmek(akk.alir)
isabet etmek
isabet ettirmek
İngilizce - Türkçe

treffen? teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

gathering
{i} toplanma

Bir birahane bira içmek için popüler bir toplanma yeridir. - A pub is a popular gathering place in which to drink beer.

meeting
miting

Miting gerçekten iyi gitti. - The meeting went really well.

Tom mitinge katılmak için Mary'ye ihtiyaç olduğunu düşünmez. - Tom doesn't think there is any need for Mary to attend the meeting.

gathering
{i} biriktirme
gathering
toplayarak
gathering
devşirme
gathering
{f} topla

Onun etrafında bir kalabalık toplanıyordu. - A crowd was gathering around him.

Biz yağmur nedeniyle toplantıyı ertelemek zorunda kaldık. - We had to postpone the gathering because of rain.

gathering
Toplayıcılık

Distinction between gathering and agriculture.

gathering
{i} apse
gathering
{i} kalabalık

Ofis binamızın dışında toplanan büyük bir kalabalık var gibi görünüyor. - There seems to be a big crowd gathering outside our office building.

Onun etrafında bir kalabalık toplanıyordu. - A crowd was gathering around him.

gathering
(Tıp) İÇinde cerahat bulunan şişlik, apse
gathering
{i} toplantı

Toplantı sonunda telefon numaralarını değiştirdik. - We exchanged phone numbers at the end of the gathering.

Tom aile toplantılarını fazla sevmiyor. - Tom doesn't enjoy family gatherings very much.

gathering
{i} topluluk
gathering
{i} büzgü
gathering
{i} çıban
gathering
{i} toplama

Sincap fındık toplamayla meşguldü. - The squirrel was busy gathering nuts.

O, az bilinen ülkeler hakkındaki gerçekleri toplamak için dünyayı dolaşıyor. - He travels about the world gathering facts about little known countries.

gathering
{i} meclis
gathering
{i} iltihap
meeting
meydan toplantısı