toplayan

listen to the pronunciation of toplayan
Türkçe - İngilizce
accumulative
collecting
collector
convening
toplayan kimse
collector
topla
gather

He gathered his children around him. - O, çocuklarını kendi etrafına topladı.

Maruyama Park is a place where a lot of people gather. - Maruyama Parkı pek çok insanın toplandığı bir yerdir.

topla
{f} gathering

Tom doesn't enjoy family gatherings very much. - Tom aile toplantılarını fazla sevmiyor.

The squirrel was busy gathering nuts. - Sincap fındık toplamayla meşguldü.

topla
made up
topla
{f} collected

Tom collected old coins. - Tom eski bozuk paraları topladı.

Tom has collected a great many butterflies. - Tom pek çok kelebek topladı.

topla
sum up

Can you briefly sum up what was said at the meeting? - Toplantıda ne söylendiğini kısaca özetleyebilir misin?

topla
{f} bunch
topla
add up

These figures don't add up. - Bu şekiller toplanmaz.

Add up these figures. - Bu sayıları toplayın.

topla
summon up

Summon up your courage and tell the truth. - Cesaretini topla ve gerçeği söyle.

topla
reunite
topla
round up
topla
{f} muster

She finally mustered up the courage to ask him for more money. - Ondan biraz daha para istemek için sonunda cesaretini topladı.

Tom finally mustered up the courage to ask Mary to marry him. - Tom sonunda Mary'nin onunla evlenmesini isteme cesaretini topladı.

topla
assemble

The leaders assembled in Paris for a meeting. - Liderler bir toplantı için Paris'te toplandılar.

The teacher assembled the students in the hall. - Öğretmen salonda öğrencileri topladı.

topla
pick

They will go to the woods to pick mushrooms, weather permitting. - Hava güzel olursa, onlar mantar toplamak için ormana gidecek.

After I pick some blueberries, I make a tart. - Biraz yaban mersini topladıktan sonra, bir pasta yaparım.

topla
make up

Americans who are over sixty-five make up 12.5% of the total population. - Altmış beşten fazla Amerikalılar toplam nüfusun% 12.5'ini oluşturuyor.

Sami can make up his own bed. - Sami kendi yatağını toplayabilir.

topla
{f} summed
topla
{f} harvest

I don't harvest their olives. - Onların zeytinlerini toplamam.

In November, olives are harvested from the trees to make oil. - Kasım ayında zeytinler yağı çıkarılmak üzere ağaçlardan toplanır.

topla
bunched
damlayan şeyi toplayan kap
dripping pan
dikkati toplayan şey
focus
nal toplayan yarışçı
tailender
para toplayan kimse
fund raiser
seyirci toplayan oyun
drawing card
seyirci toplayan oyun
drawcard
sipariş toplayan kimse
canvasser
topla
recruit
topla
make#up
topla
sumup
topla
sum

Tatoeba: Because a language is more than the sum of its words. - Tatoeba: Çünkü bir dil sözcüklerinin toplamından daha fazladır.

Summon up your courage and tell the truth. - Cesaretini topla ve gerçeği söyle.

topla
convoke
topla
sum#up
topla
collecting

My hobby is collecting insects. - Benim hobim böcek toplamaktır.

Tom isn't currently collecting unemployment benefits. - Tom şu an işsizlik ödeneğini toplamıyor.

topla
three-pronged pitchfork
yardım toplayan kimse
collector
Türkçe - Türkçe

toplayan teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

topla
Üç parmaklı diren
topla
Üç parmaklı dirgen
toplayan