to utter a speech, discourse, or harangue; to adress a public assembly formally

listen to the pronunciation of to utter a speech, discourse, or harangue; to adress a public assembly formally
İngilizce - Türkçe

to utter a speech, discourse, or harangue; to adress a public assembly formally teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

speak
{f} konuşmak

Almanca konuşmak istiyorum. - I want to speak German.

İngilizce konuşmak kolay değildir. - It's not easy to speak English.

speak
{f} (gerçeği/sözü) söylemek: He couldn't speak a word. Hiçbir söz söyleyemedi
speak
{f} söylemek

Açıkça söylemek gerekirse, seninle aynı fikirde değilim. - Frankly speaking, I don't agree with you.

Genel olarak söylemek gerekirse, oğlanlar kızlardan daha hızlı koşabilirler. - Generally speaking, boys can run faster than girls.

speak
{f} göstermek (özellik)
speak
konuş

Açıkça konuşmak gerekirse, o güvenilmez biri. - Frankly speaking, he is untrustworthy.

İngilizce konuşabiliyor musun? - Can you speak English?

speak
{f} (spoke, spo.ken)
speak
{f} söz söylemek
speak
{f} ses çıkarmak

Daha çok yerli bir konuşmacı gibi ses çıkarmak için ne yapabilirim? - What can I do to sound more like a native speaker?

İletişim kurmak için bir anadil konuşuru gibi ses çıkarmak zorunda değilsin. - You don't have to sound like a native speaker in order to communicate.

speak
{f} haberleşmek
speak
konuşma yapmak
speak
konuşabilmek

O, hem İngilizceyi hem de Fransızcayı çok iyi konuşabilmektedir. - He can speak both English and French very well.

Taro niçin çok iyi şekilde İngilizce konuşabilmektedir? - Why can Taro speak English so well?

speak
bilmek

Bir dili tamamen bilmek o dili konuşan insanları tamamen bilmek anlamına gelir. - Knowing a language fully means knowing fully the people who speak that language.

Tom Fransızca bilmektedir ve ayrıca İngilizce bilmektedir. - Tom speaks French and also speaks English.

speak
düşünceleri iletmek
speak
bahsini etmek
speak
nutuk söylemek
speak
işaretle konuşmak Speak Haydi
İngilizce - İngilizce
speak
to utter a speech, discourse, or harangue; to adress a public assembly formally

    Heceleme

    to ut·ter a speech, discourse, or harangue; to adress a pub·lic As·sem·bly for·mal·ly

    Telaffuz

    Günün kelimesi

    acumen