to be profitable

listen to the pronunciation of to be profitable
İngilizce - Türkçe

to be profitable teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

profitable
{s} kârlı

Tom çok kârlı bir şirkete sahiptir. - Tom owns a very profitable company.

Kulağa çok kârlı gelmiyor. - That doesn't sound very profitable.

profitable
{s} kazançlı

Ödünç para verme bu ülkede kazançlı bir iştir. - Money lending is a profitable business in this country.

İnsanlara şirketinin kazançlı olduğunu düşündürmek için tek ihtiyacın olan şey muhasebende küçük bir el çabukluğu. - All you need is a little sleight of hand in your accounting to make people think your company is profitable.

pay
{i} ücret

Herkesin, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit iş karşılığında eşit ücrete hakkı vardır. - Everyone, without any discrimination, has the right to equal pay for equal work.

Her şahsın dinlenmeye, eğlenmeye, bilhassa çalışma müddetinin makul surette sınırlandırılmasına ve muayyen devrelerde ücretli tatillere hakkı vardır. - Everyone has the right to rest and leisure, including reasonable limitation of working hours and periodic holidays with pay.

pay
{i} ödenek
pay
{f} (paid)
profitable
faydalı
pay
{f} öde

Faturayı ödemediği için suyu kestiler. - They shut his water off because he didn't pay the bill.

Hey! Scott! Faturamı öde! - Hey! Scott! Pay my bill!

profitable
ekon
profitable
(Ticaret) verimli
profitable
randımanlı
pay
vergin
pay
kâr getirmek
pay
ödemek

Tom arabasını yanlış yere park ettiği için ceza ödemek zorunda kaldı. - Tom had to pay a fine because he parked in the wrong place.

Tom, Mary ile birlikte her çıkışında her zaman hesabı ödemek zorunda kalmaktan usandı. - Tom became tired of always having to pay the bill every time he went out with Mary.

pay
yarar sağlamak
pay
karşılığını vermek
pay
maaş

Son zamanlarda, ona maaş çekini zamanında vermiyorlar. - Recently, they have not been giving her her paycheck on time.

Ben kumar için biçilmiş kaftan değilim. Belki sadece şanssızım fakat maaşım için çalışmak daha emin bir şeydir. - I'm not cut out for gambling. Maybe I'm just unlucky, but working for my pay is more of a sure thing.

profitable
yararlı
pay
{f} para vermek

Bir otel odasına dünya kadar para vermek istemiyorum. - I don't want to pay through the nose for a hotel room.

pay
(Askeri) ÖDEME: Bir borcun tasfiyesi
pay
{i} bedel

Birisi bedeli ödemek zorunda. - Someone has to pay the price.

Bedelini ödemek zorundasın. - You have to pay the price.

pay
kar getirmek
pay
pay dirt işletme zahmetine değer mi
pay
{i} ödeme

Onun ödemesi gerektiğini iddia ettim. - I demanded that he should pay.

Ödeme yapmadan restorandan ayrıldı. - He left the restaurant without paying.

pay
(fiil) ödemek, karşılığını vermek, para vermek, değmek, etmek
profitable
{s} kârlı, kazançlı; ekon. rantabl
İngilizce - İngilizce
pay
profitable
{a} gainful, lucrative, advantageous
profitable
{a} lucrific
profitable
{a} lucrous
profitable
{a} lucriferous
Profitable
moneymaking
profitable
providing profit; "a profitable conversation
profitable
{s} lucrative, paying; rewarding, beneficial; producing income
profitable
producing a profit
profitable
Something that is profitable results in some benefit for you. collaboration which leads to a profitable exchange of personnel and ideas. + profitably prof·it·ably In fact he could scarcely have spent his time more profitably. producing a profit or a useful result   unprofitable
profitable
Yielding or bringing profit or gain; gainful; lucrative; useful; helpful; advantageous; beneficial; as, a profitable trade; profitable business; a profitable study or profession
profitable
productive of profit; "a profitable enterprise"; "a fruitful meeting"
profitable
providing profit; "a profitable conversation"
profitable
A profitable organization or practice makes a profit. Drug manufacturing is the most profitable business in America It was profitable for them to produce large amounts of food. + profitably prof·it·ably The 28 French stores are trading profitably. + profitability prof·it·abil·ity Changes were made in operating methods in an effort to increase profitability
profitable
yielding material gain or profit; "profitable speculation on the stock market"
profitable
promoting benefit or gain; "a profitable meeting to resolve difficulties"
profitable
promoting benefit or gain; "a profitable meeting to resolve difficulties" yielding material gain or profit; "profitable speculation on the stock market" providing profit; "a profitable conversation
to be profitable

    Heceleme

    to be pro·fi·ta·ble

    Türkçe nasıl söylenir

    tı bi präfıtıbıl

    Telaffuz

    /tə bē ˈpräfətəbəl/ /tə biː ˈprɑːfətəbəl/

    Videolar

    ... profitable corporations like Costco ...
    ... levied on the profitable exchange of goods ...

    Günün kelimesi

    wildcatter