takdir etmek

listen to the pronunciation of takdir etmek
Türkçe - İngilizce
appreciate

To appreciate her beauty, you have only to look at her. - Onun güzelliğini takdir etmek için sadece ona bakmak zorundasın.

It is not so difficult to appreciate good music. - İyi müziği takdir etmek hiç de zor değildir.

prize
1. to appreciate, recognize the worth, merit, or importance of (someone, something). 2. to appreciate, understand fully, be fully sensible of. 3. to approve, commend, applaud. 4. to estimate the worth of, evaluate, value, set a value on; to appraise (the worth) of; to assess (the worth) of. 5. (for God) to foreordain, predestine
(Kanun) appraise
evaluate
assess
hold in high esteem
hold-in-high-regard
think highly of
commend
applaud
hold in esteem
predestine for
estimate
go for
pay tribute
predestinate
admire

You can't do anything other than admire his courage. - Onun cesaretini takdir etmekten başka bir şey yapamazsın.

ordain
recognize
esteem
regard
predestine
a) to appreciate b) to estimate, to evaluate c) to applaud d) to predestine
value
take one's hat off to
size up
takdir et
admire

I've always admired you a lot. - Seni her zaman çok takdir ettim.

You can't do anything other than admire his courage. - Onun cesaretini takdir etmekten başka bir şey yapamazsın.

kıymet takdir etmek
value
kıymet takdir etmek
(Ticaret) valorize
takdir et
appreciate

Tom appreciated Mary's support. - Tom Mary'nin desteğini takdir etti.

Tom appreciated Mary's hard work. - Tom Mary'nin sıkı çalışmasını takdir etti.

takdir et
think highly of
takdir et
ordain
kıymet koymak/takdir etmek
to value, appraise, or assess (something) at (a certain amount of money)
kıymet takdir etmek
to assess, to appraise
takdir et
admired

I've always admired you a lot. - Seni her zaman çok takdir ettim.

Türkçe - Türkçe
(Osmanlı Dönemi) MENY
(Osmanlı Dönemi) HAZV
(Osmanlı Dönemi) TAKYİZ
takdir etmek