Kendimi evimin dışında kilitledim, bu yüzden içeri girmek için pencereyi kıracağım.
- I've locked myself out of my house, so I'm going to break a window to get in.
İçeri girmek için nereden bir bilet alabilirsin?
- Where can you buy a ticket to get in?
Tom başını belaya sokmak istemiyor.
- Tom doesn't want to get into trouble.
Tom yine başını belaya sokmak istemiyor.
- Tom doesn't want to get in trouble again.
Varır varmaz seninle temas kuracağım.
- I'll get in touch with you as soon as I arrive.
İçeri nasıl girdin? Anahtarın var mı?
- How did you get in? Do you have a key?
Bir sonraki otobüse bineceğim.
- I'm going to get on the next bus.
JR Chuo Line'a binersin.
- You get on the JR Chuo Line.
İçeriye girmek için başka bir yol bulmak zorundayız.
- We've got to find another way to get in.
Kötü alışkanlıklara girmek kolaydır.
- Bad habits are easy to get into.
Hırsızlar daireye girmek için kilidi zorladılar.
- The burglars forced the lock to get into the apartment.