İçeri girmek için ne kadar para ödemek zorundayız?
- How much do we have to pay to get in?
İçeri girmek için nereden bir bilet alabilirsin?
- Where can you buy a ticket to get in?
Başımı belaya sokmak istemiyorum.
- I don't want to get into trouble.
Tom başını belaya sokmak istemiyor.
- Tom doesn't want to get in trouble.
İçeri nasıl girdin? Anahtarın var mı?
- How did you get in? Do you have a key?
İçeri gir ve kapılarını kilitle! Pencerelerini kapat! Sisin içinde bir şey var!
- Get inside and lock your doors! Close your windows! There is something in the fog!
JR Chuo Line'a binersin.
- You get on the JR Chuo Line.
Bir sonraki otobüse bineceğim.
- I'm going to get on the next bus.
İçeriye girmek için başka bir yol bulmak zorundayız.
- We've got to find another way to get in.
Hırsızlar daireye girmek için kilidi zorladılar.
- The burglars forced the lock to get into the apartment.
Ziyaretçiler müzeye girmek için uzun bir kuyrukta beklediler.
- The visitors waited in a long line to get into the museum.