Haydi bu resmi çabucak tamamlayalım.
- Let's complete this picture quickly.
Zaman çabucak geçiyor.
- Time passes by quickly.
O hızla hareket etti ve yangını söndürdü.
- He acted quickly and put out the fire.
O hızla merdivenlerden yukarı gitti.
- She quickly went up the stairs.
O, şık bir şekilde giyinmişti.
- She's smartly dressed.
Ona mümkün olduğunca çabuk ihtiyacım var.
- I need it as quickly as possible.
Lütfen mümkün olduğunca çabuk eve gel.
- Please come home as quickly as possible.
Biz hepimiz öleceğiz, bazılarımız çabucak, diğerleri acele etmeyecek.
- We will all die, some quickly, others will take their time.
Çin'in hızla geliştiğini anlamak için geldim ancak Çin halkı nispeten acelesiz bir hayat yaşıyor.
- I have come to realize that China is developing quickly but the Chinese people live a relatively leisurely life.
Tom elinden geldiği kadar hızlı şekilde merdivene tırmandı.
- Tom climbed up the ladder as quickly as he could.
Bu oldukça hızlı şekilde olacak.
- It'll happen quite quickly.
... we should do it smartly and go after folks who are criminals, gang bangers, people who ...