serseri

listen to the pronunciation of serseri
Türkçe - İngilizce
vagrant
tramp

I saw a tramp at the station. - İstasyonda bir serseri gördüm.

vagabond
outcast

I don't want to be an outcast. - Bir serseri olmak istemiyorum.

I felt like an outcast among those people. - O insanlar arasında kendimi bir serseri gibi hissettim.

good for nothing
hoodlum

I didn't want to add this hoodlum as a friend on Twitter. - Bu serseriyi Twitter'a bir arkadaş olarak eklemek istemedim.

The young man saved the girl from a bunch of hoodlums. - Genç adam kızı bir grup serseriden kurtardı.

errant
no good
adrift
larrikin
wandering
castaway
no-good
drifting
roving
(Argo) swagman
wild
rambler
reprobate
ne'er-do-weel
runagate
never-do-well
sundowner
rounder
ne'er-do-well
rover
roamer
wastrel
fugitive
swag man
fiddler
bum

Don't come dressed like bums. - Serseri gibi giyinip gelme.

There are a lot of beach bums in Hawaii. - Hawaii'de bir sürü plaj serserisi var.

ne'er do well
Flotsam and Jetsam
layabout
stray

Stray bullets flew everywhere during the war. - Serseri mermiler savaş sırasında her yere uçtular.

Tom came close to being killed by a stray arrow. - Tom neredeyse serseri bir okla öldürülmenin eşiğine geldi.

(a) ne'er-do-well, (a) good-for-nothing; layabout, bum, loafer
ne'er-do-well, good-for-nothing; pertaining to a bum or loafer
hooligan
down and out
ne'er do weel
hobo
lowlife
bummer
flotsam
strayed
dosser
vagrant, vagabond; pertaining to a bum or loafer
rascal
roguish
vagrant, tramp, hobo
dawdler
beat
vagrant, vagabond; pertaining to a tramp. S
gadabout
landloper
vagabond, tramp, vagrant, hooligan, drifter, bum; hobo; drifting, wandering, footloose; (kurşun) stray, wild
never do well
drifter
(Konuşma Dili) a bad lot
ne'er do-well
slob
{i} yob
tearaway
yobbo
{i} rogue

A rogue asteroid from the Kuiper Belt is on a collision course with the Earth. - Kuiper Kuşağı'na ait serseri bir göktaşı Dünya'yla çarpışma rotasında.

rapscallion
rotter
{i} punk

I'll teach these punks a good lesson. - Bu serserilere iyi bir ders vereceğim.

But that is why punks still exist! - Fakat serserilerin hâlâ var olma nedeni budur!

{i} varmint
serseri (kurşun)
stray
serseri atım
(Askeri) wild shot
serseri grubu
mob
serseri mayın
loose cannon
serseri mayın
(Askeri) drifting mine
serseri bir biçimde
wanderingly
serseri bir halde
roguishly
serseri gibi
driftingly
serseri kurşun
estray bullet
serseri kurşun
wandering bullet
serseri mayın
floating mine
serseri mayın gibi
(deyim) like a ship without a rudder
serseri taraftar
hooligan
serseri yatağı
flophouse
serseri yatağı
(Argo) matilda
serseriler
vagabondage
serseriler
vagrancy
serseriler
flotsam
Türkçe - Türkçe
Belli bir hedefi olmayan, belli bir hedefe atılmamış olan, rastlantıyla gelen: "Köpüklü denizin üstünde serseri martılar uçuşuyor, yanımızdan yelkenli bir mavna geçiyordu."- Ö. Seyfettin
Tutarsız, beğenilmeyen davranışları olan kimse
(Osmanlı Dönemi) başıboş
Belli bir işi ve yeri olmayan başıboş kimse, kabadayı, hayta, holigan: "Hayran Baba'yı bir serseri ile birlikte temizlemişlerdi."- F. R. Atay
Başıboş bırakılmış hayvan
Belli bir işi ve yeri olmayan başıboş (kimse), kabadayı, hayta, holigan
Tutarsız, beğenilmeyen davranışları olan (kimse)
Belli bir hedefi olmayan, belli bir hedefe atılmamış olan, rastlantıyla gelen
(Osmanlı Dönemi) SU'LUK
(Osmanlı Dönemi) AŞUG
SERSERİ
(Osmanlı Dönemi) f. Ötede beride gezen, başı boş. İşi gücü olmayıp boşta dolaşan, haylaz, derbeder, avare
SERSERİ
(Osmanlı Dönemi) Boş söz
serseri mayın
Belli bir hedefi olmayan, rastgele yerleştirilen mayın
serseri serseri
Başıboş, avare, amaçsızca
Serseriler
(Osmanlı Dönemi) SAALİK
serseri