savurmak

listen to the pronunciation of savurmak
Türkçe - İngilizce
{f} hurl
brandish
fling
to exaggerate; to brag
dash
to waste, spend prodigally
to fling, let fly (a curse); to tell (a lie); to talk (rot, claptrap)
to dip a spoon into (a boiling liquid) and then to empty the spoon back into the pot (done to prevent the liquid from boiling over)
(küfür) rip out
swing
(for the wind, waves, a current) to drive (something) about; (for the wind, a current) to cause (something) to stream out or trail out at full length
chuck away
chuck
bung
(tehdit) throw out
to winnow (grain); to throw (something) into the air (as if winnowing)
scatter
to toss about, to throw about, to hurl, to fling; to winnow; to brandish, to wave around; to spend extravagantly
to brandish (a sword); to wield (an implement)
to land (a blow, a kick)
hurtle
flap
to throw (something) violently, hurtle, hurl, fling
(tehdit vs.) thunder
blow about
toss about
winnow
lavish
cudgel
spend extravagantly
thunder
cast
fork
savurmak (sopa, baston vb)
swing
saçıp savurmak
squander
saçıp savurmak
fling away
saçıp savurmak
to play ducks and drakes with (money), to squander
saçıp savurmak
scatter
saçıp savurmak
squander away
saçıp savurmak
prodigalize
saçıp savurmak
spend prodigally
har vurup harman savurmak
squander
savurma
flourish
savurma
tossing
yumruk savurmak
take a swipe at
savur
{f} winnow
savur
{f} winnowing
savurma
{i} winnow
savurma
winnowing
burununun yeli harman savurmak
1. to be very conceited. 2. to be in a towering rage, be breathing fire
dirgen ile savurmak
pitchfork
har vurup harman savurmak
slather
har vurup harman savurmak
blue
har vurup harman savurmak
waste away
har vurup harman savurmak
launch out
har vurup harman savurmak
to waste, to squander, to misspend
harman savurmak
winnow
harman savurmak
to winnow grain
harman savurmak
to winnow
havaya savurmak
1. to throw (something) up into the air. 2. to spend (money) foolishly, throw (money) to the winds
havaya savurmak
to waste
kantarlı atmak/yı basmak/savurmak
slang to cuss a blue streak
küfür etmek/ü basmak/ü savurmak
to swear, cuss
küfür savurmak
hurl curses
küfür savurmak
hurl abuse at smb
küfür savurmak
to revile
külünü (göğe) savurmak
to destroy (something) so that no trace of it is left
palavra atmak/savurmak/sıkmak
to talk bunk, talk rot, be full of bull
savur
hurling
savur
brandish
savur
hurl

Don't hurl insults at me, young lady. - Bana hakaretler savurma, genç bayan.

savurma
hurl

Don't hurl insults at me, young lady. - Bana hakaretler savurma, genç bayan.

savurma
fling
savurma
blowing about
savurma
scattering
savurma
brandish
sert bir yumruk savurmak
catch smb. a swinging blow
tahıl savurmak
fan
tehdit savurmak
make threat
tehdit savurmak
utter threat
tehditler savurmak
bluster
yelkenleri savurmak
gybe
yelkenleri savurmak
jibe
yumruk savurmak
swing
yumruk savurmak
to swing at
Türkçe - Türkçe
Havaya atıp dağıtmak, saçmak: "Bir eğlence yerinde destelerle banknotu havaya savurduktan sonra..."- R. N. Güntekin
Bir yeri, bir şeyi şiddetle eserek altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak
Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek
Kaldırıp atmak, fırlatmak: "Adam birden silkinip beni yavaşça yana savurdu."- N. Eray. Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak
Söylemek
Rüzgâr bir yeri, bir şeyi şiddetle eserek altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak
Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek
Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak
Kaldırıp atmak, fırlatmak
Havaya atıp dağıtmak, saçmak
Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak: "Ayaklarını boşluğa savururken küçük dolap gürültüyle yıkıldı."- P. Safa
Yalan, küfür vb. söylemek: "Onun bütün çapkınlığı Solmaz'a yoldan geçerken savurduğu birkaç kelimeden ibaretti."- H. Taner
Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak
(Osmanlı Dönemi) TEZRİYE
(Osmanlı Dönemi) ZERV
savurma
Kol, bacak gibi vücut bölümlerinin ağırlıklarından yararlanarak omuz ve uyluk eklemleri çevresinde türlü yönlere doğru hızla çevirme
savurma
Savurmak işi
savurma
Savurmak işi: "Ben de onlar gibi tekme atıp yumruk savurmasını biliyordum."- Y. K. Karaosmanoğlu
savurmak