sağa

listen to the pronunciation of sağa
Türkçe - İngilizce
right

I don't know whether to turn left or right. - Sola mı yoksa sağa mı döneceğimi bilmiyorum.

I order you to turn right. - Sana sağa dönmeni emrediyorum

to the right

I got off at the bus stop and went to the right. - Otobüs durağında indim ve sağa gittim.

Turn the key to the right. - Anahtarı sağa doğru dönder.

dextro
sağ
right

Did the error occur right from the start or later on? - When? - Hata baştan sağda mı yoksa sonradan mı meydana geldi? - Ne zaman?

I order you to turn right. - Sana sağa dönmeni emrediyorum

sağ
alive

Is the snake alive or dead? - Yılan sağ mı yoksa ölü mü?

Tom escaped the gun battle alive and well. - Tom silahlı çatışmadan sağ salim kaçtı.

sağa çekmek
pull up
sağa dön
Turn right! Make a right turn!
sağa dönülmez
Don't turn to right side! No Right Turn!
sağa bak!
mil . Eyes right!
sağa bükülen
dextrorse
sağa doğru
right hand
sağa doğru dönen
right handed
sağa dönmek
turn right
sağa dönmek
make a right
sağa dönmek
bear right
sağa dönmek
bear to the right
sağa geç
(Bilgisayar) wiperight
sağa kaymak
to move toward a right-wing position, shift towards the right
sağa sola
1. to the right and to the left. 2. hither and thither, in all directions
sağa sola
here and there
sağa sola atmak
(tenis) bandy
sağa sola atmak
(top) kick about
sağa sola bakmadan
inconsiderately, carelessly
sağa sola bakmadan
1. without considering the feelings of others, heedless of others, thoughtlessly, inconsiderately. 2. without dawdling, without wasting any time, directly. 3. without paying attention to what's going on around one
sağa sola bakmamak
1. not to consider the feelings of others, to behave inconsiderately. 2. not to dawdle
sağa sola sallamak
swing smth. about
sağa sola salınmak
toss about
sağa sola sataşan
rampageous
sağa sola sataşmak
rampage
sağa viraj
right hand bend
sağa yaslamak
flush Right , right align , right justify
sağ
(Politika, Siyaset) the right

In America cars drive on the right side of the road. - Amerika'da arabalar yolun sağ tarafını kullanırlar.

I took the right fork of the road. - Yolun sağ çatalına gittim.

sağ
(Otomotiv) direction indicator
sağ
abate
sağ
pure

The air by the sea is pure and healthy. - Deniz havası saf ve sağlıklıdır.

üst sağa
(Bilgisayar) upper right
sağ
dexter
sağ
able-bodied
sağ
living

The poor girl made a living by selling flowers. - Zavallı kız, çiçek satarak geçimini sağladı.

Tom drives a truck for a living. - Tom geçimini sağlamak için bir kamyon sürmektedir.

sağ
right, the right-hand side
sağ
right in

Tom used to sit on my right in science class. - Tom fen sınıfımda sağ tarafımda otururdu.

Sami fired right into Layla's head. - Sami, Leyla'nın kafasının sağına doğru ateş etti.

sağ
offside
sağ
right wing

I have a right wing neighbor. - Sağ görüşlü bir komşum var.

sağ
alive; sound, healthy; unadulterated, unmixed, pure katkısız
sağ
right hand

Tom blocked Mary's punch, then slapped her with his right hand. - Tom Mary'nin yumruğunu bloke etti, sonra sağ eliyle ona tokat attı.

Raise your right hand. - Sağ elinizi kaldırın.

sağ
right, (someone, something) who/which is on the right-hand side, dexter
aniden sağa sapmak
cut to the right
sağ
whole

She prepares wholesome meals for her family. - Ailesi için sağlıklı yemekler hazırlar.

I don't think it's very healthy to cut out whole groups of foods like fats. - Yağlar gibi komple bir yiyecek grubunu kesmeyi çok sağlıklı bulmuyorum.

sağ
hoof
sağ
pol. right wing
sağ
pol. rightist, right-wing
soldan sağa üstünü çizmek
left to right override
sağa

    Heceleme

    sa·ğa

    Etimoloji

    () From Old Norse saga (“epic tale, story”), from Proto-Germanic *sagō, *sagōn (“saying, story”), from Proto-Indo-European *sekʷe-, *skʷē- (“to tell, talk”). Cognate with Old English sagu (“story, tale, statement”), Old High German saga (“an assertion, narrative, sermon, pronouncement”), Icelandic saga (“story, tale, history”). More at saw, say.

    Günün kelimesi

    scrannel