Siz işe katılmak zorundasınız.
- You must attend to your work.
Toplantıya ya sen ya da ben katılmak zorundayım.
- Either you or I must attend the meeting.
Biz diğerlerinin gelmesini beklerken bir içki ister misin?
- Would you like a drink while we wait for the others to arrive?
Tom sonraki otobüsü beklemek istedi.
- Tom wanted to wait for the next bus.
Tom Mary için ne kadar beklemek zorunda olduğunu bilmiyor.
- Tom doesn't know how long he'll have to wait for Mary.
Ona refakat edecek tek hizmetçisi vardı.
- He has only one servant to attend on him.
Lütfen yarım saat bekle.
- Please wait for thirty minutes.
Cuma günkü partiyi bekleyemeyiz.
- We can hardly wait for the party on Friday.
Boş olsan da meşgul olsan da törene katılmak zorunda kalacaksın.
- You'll have to attend the ceremony whether you are free or busy.
O kadar meşgulüm ki partiye katılamam.
- I'm so busy I can't attend the party.
I'm waiting for the train.
What are you waiting for?.
... realized we shouldn't have to wait for a ...
... wait for checkin ...