Определение clear- в Английский Язык Турецкий язык словарь
- <span class="word-self">Clearspan>
- (isim) Berrak
Turkuaz rengi, berrak su rengini çağrıştırıyor, açık ve soluk bir mavi.
- The turquoise colour evokes the colour of clear water, it's a light and pale blue.
Tom'un sesi berraktı.
- Tom's voice was clear.
- <span class="word-self">clearspan>
- net
Çalışma sigara içmenin sağlığımızı mahvettiğini netleştirmiştir.
- The study made it clear that smoking ruins our health.
Tom kimle konuşmamamız gerektiğini oldukça netleştirdi.
- Tom made it quite clear who we weren't supposed to talk to.
- <span class="word-self">clearspan>
- temiz
Meg kendi masasını temizledi.
- Meg cleared her desk.
Boğazını temizledi ve Ben Tatoeba'yı seviyorum! dedi.
- He cleared his throat, and said:I love Tatoeba!.
- <span class="word-self">clearspan>
- açık
Bu içecek açıkça çay ile aynı tadı içeriyor.
- This drink clearly has the same flavor as tea.
Senatonun antlaşmayı reddedeceği açıkça görünüyordu.
- It seemed clear the Senate would reject the treaty.
- <span class="word-self">clearspan>
- belirgin
George pozisyonunu belirginleştirdi.
- George has made his position clear.
- <span class="word-self">clearspan>-cut
- keskin hatlı
- <span class="word-self">clearspan>-cut
- kesin
- <span class="word-self">clearspan>-cut
- biçimli
- <span class="word-self">clearspan>-cut
- açık ve net
- <span class="word-self">clearspan>-cut
- düzgün
- <span class="word-self">clearspan>-headed
- anlayışlı
- <span class="word-self">clearspan>-headed
- mantıklı
- <span class="word-self">clearspan>-sighted
- keskin gözlü
- <span class="word-self">clearspan>-sighted
- mantıklı
- <span class="word-self">clearspan>
- belli
Bu mektubu kimin yazdığı belli değildir.
- It is not clear who wrote this letter.
Katılıp katılmayacağı belli değil.
- Whether she will agree or not is not clear.
- <span class="word-self">clearspan>
- zeki
- <span class="word-self">Clearspan>
- (isim) Belgin
- <span class="word-self">clearspan> out
- tamamen bitirmek,yok etmek
- <span class="word-self">clearspan>
- {s} tiz
- <span class="word-self">clearspan>
- {s} bulutsuz
Bulutsuz bir günde Fuji dağını görebilirsiniz.
- On a clear day, you can see Mt. Fuji.
Bulutsuz gökyüzüne bak.
- Look at the clear sky.
- <span class="word-self">clearspan>
- {s} parlak
Pazar sabahı hava parlak ve açıktı.
- It was a bright and clear Sunday morning.
Onun mavi gözleri açık ve parlaktı.
- His blue eyes were clear and bright.
- <span class="word-self">clearspan>
- {s} saydam
- <span class="word-self">clearspan>
- sil
- <span class="word-self">clearspan>
- {s} ortada
Bir fincan kahve, baş ağrımı ortadan kaldırdı.
- A cup of coffee cleared up my headache.
- <span class="word-self">clearspan> enough
- yeterince açık
- <span class="word-self">clearspan> eyed
- zeki
- <span class="word-self">clearspan> up
- açıklığa kavuşturmak
- <span class="word-self">clearspan> up
- bulmak
- make <span class="word-self">clearspan>
- adını koymak
- stand <span class="word-self">clearspan>
- (of) (bir şeyden) zarar görmeyecek kadar bir mesafede durmak, uzak durmak
- stand <span class="word-self">clearspan> of
- -den uzak durmak, (birinden) uzak kalmak, ile temas etmemeye çalışmak; (bir şeyi) kullanmamak, -den sakınmak. stand close examination yakından incelemeye gelmek, kurcalamaya gelmek: His past won't stand close examination. Geçmişini kurcalamaya gelmez
- <span class="word-self">clearspan>
- pak
- <span class="word-self">clearspan>
- (Bilgisayar) temizlemeyi
- <span class="word-self">clearspan>
- aydın
Fırtınadan kısa bir süre sonra gökyüzü aydınlandı.
- The sky cleared up soon after the storm.
Bir fincan kahve kafamı aydınlattı.
- A cup of coffee cleared my head.
- <span class="word-self">clearspan>
- açık hale getirmek
- <span class="word-self">clearspan>
- ayan
- <span class="word-self">clearspan>
- açık (gök)
- <span class="word-self">clearspan>
- dolu olmayan
- <span class="word-self">clearspan>
- celi
- <span class="word-self">clearspan>
- hudutsuz
- <span class="word-self">clearspan>
- (Bilgisayar) boşalt
Programımı boşalttım.
- I've cleared my schedule.
Rafı boşalt ve kitaplarını oraya koyabilirsin.
- Clear off the shelf, and you can put your books there.
- <span class="word-self">clearspan>
- gümrükten mal çekmek
- <span class="word-self">clearspan>
- takas etmek
- <span class="word-self">clearspan>
- defolmak
- <span class="word-self">clearspan>
- tümüyle
- <span class="word-self">clearspan>
- yerine kaldırmak
- <span class="word-self">clearspan>
- bulanık olmayan
- <span class="word-self">clearspan>
- açılmak
- <span class="word-self">clearspan>
- suçsuz çıkarmak
- <span class="word-self">clearspan>
- kolaylıkla anlaşılan
- <span class="word-self">clearspan>
- (Ticaret) kar etmek
- <span class="word-self">clearspan>
- peyda
- <span class="word-self">clearspan>
- (Ticaret) yük boşaltmak
- <span class="word-self">clearspan>
- (Bilgisayar) yok
- <span class="word-self">clearspan>
- (Ticaret) tahsil etmek
- <span class="word-self">clearspan>
- (Dilbilim) ince
- <span class="word-self">clearspan>
- (Askeri) ayrılmak
Tom'un ayrılmak istemediği açıktı.
- It was clear that Tom didn't want to leave.
- <span class="word-self">clearspan>
- serbest
Dün tüm suçlamalardan aklandı ve serbest bırakıldı.
- He was cleared of all charges and released yesterday.
- <span class="word-self">clearspan>
- (Bilgisayar) silme
- <span class="word-self">clearspan>
- (Ticaret) borcunu ödemek
- <span class="word-self">clearspan> history
- (Bilgisayar) geçmiş'i temizle
- <span class="word-self">clearspan> history
- (Bilgisayar) geçmişi temizle
- <span class="word-self">clearspan> history
- (Bilgisayar) geçmişi sil
- <span class="word-self">clearspan> ice
- (Askeri) şeffaf kanat buzu
- <span class="word-self">clearspan> of
- arındırmak
- <span class="word-self">clearspan> of
- temizlenmiş
- <span class="word-self">clearspan> of
- -den uzak
- <span class="word-self">clearspan> of
- (Havacılık) den uzak
- <span class="word-self">clearspan> off
- tabanları yağlamak
- <span class="word-self">clearspan> off
- açmak
- <span class="word-self">clearspan> out
- toz olmak
- <span class="word-self">clearspan> out
- boşaltıp temizlemek
- <span class="word-self">clearspan> out
- yıkılmak
- <span class="word-self">clearspan> out
- çekilip gitmek
- <span class="word-self">clearspan> out
- sıvışmak
- <span class="word-self">clearspan> out
- tüymek
- <span class="word-self">clearspan> up
- parlatmak
- <span class="word-self">clearspan> up
- düzelmek
- <span class="word-self">clearspan> up
- düzene sokmak
- <span class="word-self">clearspan> up
- çözülmek
- <span class="word-self">clearspan> up
- düzene koymak
- <span class="word-self">clearspan> up
- açmak
- <span class="word-self">clearspan> up
- temizlemek
- <span class="word-self">clearspan> up
- (Dilbilim) açıklık getirmek
- it is <span class="word-self">clearspan> that
- açıktır ki
- keep <span class="word-self">clearspan> of
- (deyim) bertaraf etmek
- keep <span class="word-self">clearspan> of
- (deyim) ortadan kaldırmak
- loud and <span class="word-self">clearspan>
- açık seçik
- now it is <span class="word-self">clearspan>
- anlaşıldı
- <span class="word-self">clearspan>
- açmak
- all <span class="word-self">clearspan>
- tehlike geçti işareti
- as <span class="word-self">clearspan> as
- kadar temiz
- <span class="word-self">clearspan>
- engelsiz
- <span class="word-self">clearspan>
- kolayca kavrayan
- <span class="word-self">clearspan>
- anlayışlı
- <span class="word-self">clearspan>
- (borç) temizlemek
- <span class="word-self">clearspan>
- aklamak
- <span class="word-self">clearspan>
- saf
- <span class="word-self">clearspan>
- aşikâr
Tom'un seninle evlenmek gibi bir niyeti olmadığı aşikar.
- It's clear that Tom has no intention of marrying you.
- <span class="word-self">clearspan>
- boş
Yolu boşaltın. Güvenli değil.
- Clear the road. It's not safe.
Rafı boşalt ve kitaplarını oraya koyabilirsin.
- Clear off the shelf, and you can put your books there.
- <span class="word-self">clearspan>
- değmeden geçmek
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} açık hale getir
O bunu daha açık hale getiriyor mu?
- Does that make it any clearer?
Bu, işleri açık hale getiriyor.
- That makes things clear.
- <span class="word-self">clearspan>
- tehlikesiz
- <span class="word-self">clearspan>
- anlaşılır
Lütfen daha anlaşılır biçimde konuşun.
- Please speak more clearly.
Ben anlaşılır biçimde düşünmüyordum.
- I wasn't thinking clearly.
- <span class="word-self">clearspan>
- açıkça net bir şekilde
- <span class="word-self">clearspan>
- kararlı
- <span class="word-self">clearspan>
- suçsuz
- <span class="word-self">clearspan>
- dışarı
Gökyüzü açık ve rüzgar ferahlatıcı biçimde serin. Dışarıda geçirmek için harika bir gün.
- The sky is clear and the wind is refreshingly cool. It's a perfect day to spend outdoors.
- <span class="word-self">clearspan>
- resmi izin vermek
- <span class="word-self">clearspan>
- emin
O noktada pek emin değilim.
- I'm not too clear about that point.
- <span class="word-self">clearspan>
- lekesiz
- <span class="word-self">clearspan>
- arı
- <span class="word-self">clearspan>
- belasız
- <span class="word-self">clearspan>
- masum
Bu gerçeğin ışığında, onun masum olduğu açıktır.
- In the light of this fact, it is clear that he is innocent.
- <span class="word-self">clearspan>
- aşmak
- <span class="word-self">clearspan>
- temizlemek
Aklını şüphelerden temizlemek için çok çabaladı.
- She tried hard to clear her mind of doubts.
Çatıdaki karı temizlemek zorundayız.
- We have to clear the snow off the roof.
- <span class="word-self">clearspan>
- uzağa
- <span class="word-self">clearspan>
- ödemek
- <span class="word-self">clearspan>
- tamamen
Bunu tamamen açık yapmak istiyorum.
- I want to make this perfectly clear.
O şimdi tamamen benim için temiz.
- It's all clear to me now.
- <span class="word-self">clearspan>
- uzakta
Bulutlu günlerde, uzaktaki sesleri açık havadakilerden daha iyi duyarsın.
- On cloudy days, you can hear distant sounds better than in clear weather.
Hava açıkken Fuji dağını uzaktan görebiliriz.
- On a clear day, we can see Mt. Fuji in the distance.
- <span class="word-self">clearspan> air turbulance
- açık hava türbülansı
- <span class="word-self">clearspan> away
- kaldırıp götürmek
- <span class="word-self">clearspan> away
- toplamak
- <span class="word-self">clearspan> away
- toparla
- <span class="word-self">clearspan> away
- temizlemek
- <span class="word-self">clearspan> band
- temiz bant
- <span class="word-self">clearspan> headed
- anlayışlı
- <span class="word-self">clearspan> ice
- cam buz
- <span class="word-self">clearspan> lumber
- kusursuz kereste
- <span class="word-self">clearspan> of
- arındır
- <span class="word-self">clearspan> off
- çekip gitmek
- <span class="word-self">clearspan> off
- borç ödemek
- <span class="word-self">clearspan> off
- kaçmak
- <span class="word-self">clearspan> off
- aç
- <span class="word-self">clearspan> off
- sıvışmak
- <span class="word-self">clearspan> opening
- serbest açıklık
- <span class="word-self">clearspan> out
- boşalt
- <span class="word-self">clearspan> out
- tertemiz etmek
- <span class="word-self">clearspan> sighted
- keskin gözlü
- <span class="word-self">clearspan> span
- serbest açıklık
- <span class="word-self">clearspan> syrup
- beyaz şurup
- <span class="word-self">clearspan> the air
- gerginliği gidermek
- <span class="word-self">clearspan> the air
- sürtüşmeyi gidermek
- <span class="word-self">clearspan> the line
- hattı açık tutmak
- <span class="word-self">clearspan> the line
- çınkayı meşgul etmemek
- <span class="word-self">clearspan> up
- halletmek
Bu sorunu halletmek istiyoruz.
- We want to clear up this problem.
- <span class="word-self">clearspan> up
- çözümlemek
- <span class="word-self">clearspan> up
- (hava) açılmak
- <span class="word-self">clearspan> up
- düzenle
- <span class="word-self">clearspan> up
- aydınlat
- <span class="word-self">clearspan> violation
- açıkça ihlal
- in the <span class="word-self">clearspan>
- dertten beladan uzak
- make <span class="word-self">clearspan>
- açıklaştır
- steer <span class="word-self">clearspan> of
- kaçınmak
- <span class="word-self">Clearspan>
- sıfırla
- as <span class="word-self">clearspan> as
- kadar anlaşılır
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} temizle
O, bulaşık masasını temizleyecek.
- She will clear the table of the dishes.
Meg kendi masasını temizledi.
- Meg cleared her desk.
- <span class="word-self">clearspan>
- açıklığa
- <span class="word-self">clearspan>
- berrade
- <span class="word-self">clearspan> air turbulence
- açık hava türbülansı
- <span class="word-self">clearspan> as a bell
- can gibi ortada
- <span class="word-self">clearspan> away
- Kaldırmak, toplamak, sofrayı kaldırmak, ortadan kaldırmak
- <span class="word-self">clearspan> fluid
- berrak sıvı
- <span class="word-self">clearspan> session
- şifresiz oturum
- <span class="word-self">clearspan> sighted
- açık görüşlü
- <span class="word-self">clearspan> spell
- net büyü
- <span class="word-self">clearspan> sth up
- temizlemek
- <span class="word-self">clearspan> the funds from an account
- paranın hesaptan tahsil edilmesi
- <span class="word-self">clearspan> the way
- net bir şekilde
- <span class="word-self">clearspan> the way
- Bir engeli kaldırmak
We've got a loan from the bank which has cleared the way for us to buy a house.
- <span class="word-self">clearspan> thinking
- net düşünme
- <span class="word-self">clearspan> this hurdle
- engeli aşmak
- <span class="word-self">clearspan> voice
- Net ses
- <span class="word-self">clearspan>#up
- düzenle
- did i make myself <span class="word-self">clearspan>
- anlaşıldı mi? dediklerimi anladın mi?
- do i make myself <span class="word-self">clearspan>
- (deyim) Anlaşıldı mi? Ne dediğimi iyi anladın mi? Tekrar etmeme gerek var mi?
- do i make myself perfectly <span class="word-self">clearspan>
- (deyim) Anlaşıldı mi? Ne dediğimi iyi anladın mi? Tekrar etmeme gerek var mi?
- go <span class="word-self">clearspan> through
- net üzerinden gitmek
- in a <span class="word-self">clearspan> manner
- açık bir şekilde, açık olarak, net bir şekilde, anlaşılır bir şekilde
- keep <span class="word-self">clearspan> of
- sakınmak
- made <span class="word-self">clearspan>
- yapılan açık
- make things <span class="word-self">clearspan>
- Apaçık yapmak
- stay <span class="word-self">clearspan>
- açık kalmak
- to <span class="word-self">clearspan> the air
- Hava temizlemek için
- <span class="word-self">clearspan>
- açık hudutsuz
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} açık hale getir: adj.açık
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} kurtarmak
- <span class="word-self">clearspan>
- boşalt, sil açık, temiz
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} seyretmek (gemi)
- <span class="word-self">clearspan>
- (Tekstil) 1. parlak, berrak 2 . temiz 3. ağartmak ( beyazlatmak )
- <span class="word-self">clearspan>
- aydınlık vazıh
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} açıklamak
O bir şeyi açıklamak istiyor.
- He wants to make something clear.
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} temizle: adj.açık
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} elde etmek
- <span class="word-self">clearspan>
- clear conscience vicdan rahatllğı
- <span class="word-self">clearspan>
- (Askeri) Silahın boş olduğundan emin olma
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} sıyırıp geçmek
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} bilgi vermek
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} dağılmak
- <span class="word-self">clearspan>
- {s} şeffaf, saydam; duru
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} kaldırmak
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} boşaltmak
- <span class="word-self">clearspan>
- {s} kolaylıkla anlaşılan/duyulan, net, açık: His instructions were
- <span class="word-self">clearspan>
- (Askeri) MÜSAADE VEYA İZİN VERMEK: 1. AŞAĞIDA YAZILI OLANLAR İÇİN MÜSAADE VEYA İZİN VERMEK: a. Bir şahsın veya şahıslara eylemleri hareketleri görevleri ile ilgili onay ve izin vermek. b. Bir eşya veya birkaç eşyayı nitelik, nicelik, amaç itibariyle teçhizat veya ikmal maddesi olarak onaylamak veya izin vermek; ve c. Bir dokümanın doğruluğunu ve geçerliliğini tasdik etmek. 2. UÇUŞ İZNİ VERMEK: Bir uçağa uçuş izni vermek. 3. GİRİŞ BELGESİ VERMEK: Bir şahsa gizlilik belgesi vermek. 4. AŞMAK: Bir engelin üzerinden buna dokunmadan aşmak. 5. GEÇMEK, AŞMAK: Bir nokta, hat veya cismi aşmak. Bir noktanın geçilmiş olması için kol nihayetinin bu noktadan ayrılmış olması icap eder. 6. a. Silahı boşaltmak, içinde mermi olup olmadığını kontrol etmek. b. Silahın tutukluğunu gidermek. 7. BOĞULMUŞ MOTORA GAZ VERMEK: Karbondan temizlemek için rölantide çalışan motora gaz pedalı ile gaz vermek.8. HAVA EMNİYETİNİ SAĞLAMAK: Belirli bir kesimde devamlı veya geçici olarak hava üstünlüğünü kazanmak veya kontrolü ele almak
- <span class="word-self">clearspan>
- {s} tüm
Dün tüm suçlamalardan aklandı ve serbest bırakıldı.
- He was cleared of all charges and released yesterday.
DNA testi onu tüm suçlamalardan kurtardı.
- The DNA test cleared him of all charges.
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} kazanmak
Wilson kazanmak için şüphesiz en iyi şansa sahipti.
- Wilson clearly had the best chance to win.
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} ormanda alan açmak
- <span class="word-self">clearspan>
- {s} belirli
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} limana giriş veya çıkış izni almak
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} temize çıkarmak
Onu temize çıkarmak için delil gösterebilir misin?
- Can you produce evidence to clear him?
- <span class="word-self">clearspan>
- {s} aydınlık
Sabahleyin ortam akşamkinden daha aydınlıktır.
- Things are clearer in the morning than in the evening.
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} gümrükten çekmek
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} tahliye etmek
- <span class="word-self">clearspan>
- kati
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} kapatmak
- <span class="word-self">clearspan>
- {s} katışıksız
- <span class="word-self">clearspan>
- {i} boşluk
- <span class="word-self">clearspan>
- {f} gidermek
- <span class="word-self">clearspan>
- {s} bütün
- <span class="word-self">clearspan>
- {s} şeffaf