Hiç kimse aptal diye çağırılmaktan hoşlanmaz.
- No one likes to be called stupid.
Eve varır varmaz ona telefon etti.
- She phoned him as soon as she got home.
Dün bir yabancı bana telefon etti.
- A stranger phoned me yesterday.
Kömür sobasıyla uyumamalısınız. Çünkü karbonmonoksit olarak adlandırılan çok zehirli bir gaz içerir. Kömür sobasıyla uyumak ölümle sonuçlanabilir.
- You shouldn't sleep with a coal stove on because it releases a very toxic gas called carbon monoxide. Sleeping with a coal stove running may result in death.
Dört Galile uyduları Io, Europa, Ganymede ve Callisto olarak adlandırılmıştır.
- The four Galilean moons are called: Io, Europa, Ganymede and Callisto.
Tom, Mary'ye Jackson adındaki bir psikoloğu ziyaret etmesini söyledi.
- Tom told Mary to visit a psychologist called Dr. Jackson.
Görünüşe göre, o Tatoeba adındaki bir Japon kızla buluşuyor.
- He apparently dates a Japanese girl called Tatoeba.
Bu, bazı ülkelerde bir hediye ve diğerlerinde rüşvet denilen şeydir.
- This is what is called a 'present' in some countries and 'bribery' in others.
Görme engelli insanlar Braille denilen kabartılmış noktalardan oluşan bir sistem kullanarak, dokunarak okurlar.
- Blind people read by touching, using a system of raised dots called Braille.
İstasyona vardığında, o bir taksi çağırdı.
- On his arrival at the station, he called a taxi.
Bir taksi çağırdım çünkü yağmur yağıyordu.
- I called a cab, because it was raining.
Onlar Greeley'i bir aptal ve bir hain olarak adlandırdı.
- They called Greeley a fool and a traitor.
Genç bir köpek enik olarak adlandırılır.
- A young dog is called a puppy.
O istasyona varır varmaz, annesini aradı.
- The moment she arrived at the station, she phoned her mother.
Mary'yi aradım, ancak hat meşguldü.
- I phoned Mary, but the line was busy.
Radyoda Apologize adlı bir şarkının çaldığını duydum.
- I heard a song called Apologize on the radio.
Nara adlı küçük bir kasabada doğdum.
- I was born in a small town called Nara.
She hasn't phoned since she went to London.
- Sie hat noch nicht angerufen, seit sie sich nach London begeben hat.
You've neither written nor phoned.
- Du hast weder geschrieben noch angerufen.