Neden her yerde kırıntılar var?
- Why are there crumbs everywhere?
Bu çocuklar ördeklere ekmek kırıntıları attılar, onları gördüm.
- These children threw the bread crumbs to the ducks, I saw them.
Ben biraz İngilizce öğreniyorum.
- I am learning a little English.
Eşyaları biraz daha ciddi bir şekilde al.
- Take things a little more seriously.
Kanepede azıcık kestir.
- Take a little nap on the couch.
Kuralları azıcık ihlal etmekten korkma.
- Don't be afraid to break the rules a little.
Lütfen AC'yi bir parça aç.
- Please turn up the AC a little bit.
O pastadan bir parça alabilir miyim?
- Could I get a little piece of that cake?
Şişe içinde kalan sadece bir miktar süt vardı.
- There was only a little milk left in the bottle.
A little water has spilled.