Restoran her zaman tıka basa doludur.
- The restaurant is always packed.
Tıka basa dolu olan o trende havasızlıktan öleceğimi düşündüm.
- I thought I was going to suffocate on that train, which was absolutely packed.
Haber onu üzüntü ile doldurdu.
- The news filled her with sorrow.
Bu vazoyu suyla doldurdu.
- She filled this vase with water.
Ben ambalajsız ya da 1 kilogramlık torbalarda paketlenmiş olarak pirinç satarım.
- I sell rice in bulk or packed in 1 kilogram bags.
Hepiniz paketlenmiş ve hazır mısınız?
- Are you all packed and ready?
Üzgünüm, pozisyon önceden doldurulmuş.
- Sorry, the position has already been filled.
Oda sigara dumanıyla dolmuştu.
- The room was filled with cigarette smoke.
Otobüs tam kapasite doluydu.
- The bus was filled to capacity.
Balon havayla doluydu.
- The balloon is filled with air.
Bu mekan hıncahınç dolu.
- This place is packed.
Konferans salonu hıncahınç dolu.
- The auditorium is packed.
Hepiniz paketlenmiş ve hazır mısınız?
- Are you all packed and ready?
Ben ambalajsız ya da 1 kilogramlık torbalarda paketlenmiş olarak pirinç satarım.
- I sell rice in bulk or packed in 1 kilogram bags.