Onunla gidemediğim için üzgünüm.
- I am sorry that I could not go with her.
Ben, sizi bu kadar uzun beklettiğim için üzgünüm.
- I am sorry to have kept you waiting so long.
Onu işittiğime üzüldüm.
- I am sorry to hear that.
Üzgünüm, seni seviyorum.
- I'm sorry, I love you.
Geç kaldığım için üzgünüm.
- I'm sorry about being late.
Affedersiniz, onu tekrar söyler misiniz?
- I'm sorry, could you say that again?
Affedersiniz fakat söylediğinizi anlamadım.
- I'm sorry, but I didn't catch what you said.
... MR. ROMNEY: Good. OK, good. (Laughter.) So I'll get rid of that. I'm sorry, Jim. I'm ...
... SORRY. ...