birçok

listen to the pronunciation of birçok
Турецкий язык - Английский Язык
a lot of

A lot of English words are derived from Latin. - Birçok İngilizce sözcük, Latince'den türemiştir.

He saw a lot of animals on the road. - Yolda birçok hayvan gördü.

many

In addition many groups have been formed so that the elderly can socialize with one another and remain active participants in American life. - Ek olarak yaşlılar birbirleriyle sosyalleşebilsin ve Amerikan hayatının aktif üyeleri olarak kalabilsinler diye birçok topluluk kurulmuştur.

The common language of many Asians is English. - Birçok Asyalının ortak dili İngilizce'dir.

deuced
manifold
multiple

I can't imagine how much more colourless life would be without multiple languages. - Yaşamın birçok dil olmadan ne kadar fazla renksiz olacağını düşünemiyorum.

This book is written in multiple languages. - Bu kitap birçok dilde yazılmıştır.

a great deal of

Television has a great deal of influence on society. - Televizyonun toplum üzerine birçok etkisi vardır.

a lot

A lot of English words are derived from Latin. - Birçok İngilizce sözcük, Latince'den türemiştir.

Example sentence no. 354618 created a lot of confusion on the Tatoeba website. - 354618 no'lu örnek cümle, Tatoeba web sitesinde birçok karışıklık yarattı.

several

Several students were absent from school because of colds. - Birçok öğrenci soğuk algınlığından dolayı okula gelmedi.

Several politicians exerted strong pressure on the committee. - Birçok siyasetçi komite üzerine güçlü bir baskı uygulamıştır.

quite a few

There were quite a few rotten apples in the basket. - Sepette birçok çürük elmalar vardı.

Quite a few people went to the concert. - Birçok insan konsere gitti.

a good deal of
lot

Example sentence no. 354618 created a lot of confusion on the Tatoeba website. - 354618 no'lu örnek cümle, Tatoeba web sitesinde birçok karışıklık yarattı.

A lot of English words are derived from Latin. - Birçok İngilizce sözcük, Latince'den türemiştir.

(deyim) a hell of a lot
a good

A good many people were there. - Birçok kişi oradaydı.

There were a good many candidates for the position. - Pozisyon için birçok iyi adaylar vardı.

a good deal
lots of

Lots of people are interested in cars, but they're really nothing to me. - Birçok kişi arabalarla ilgilenir fakat arabalar benim için bir şey ifade etmiyor.

Tom is the kind of guy lots of people just don't like. - Tom birçok insanın hoşlanmadığı adam türüdür.

numerous

I've done that numerous of times. - Onu birçok kez yaptım.

Numerous countries have signed a nuclear disarmament agreement. - Birçok ülke nükleer silahsızlanma anlaşmasını imzaladı.

a great deal

Television has a great deal of influence on society. - Televizyonun toplum üzerine birçok etkisi vardır.

On the one hand we suffered a heavy loss, but on the other hand we learned a great deal from the experience. - Bir taraftan ağır kayıplar verdik fakat diğer taraftan deneyimden birçok şey öğrendik.

a good many

A good many people were there. - Birçok kişi oradaydı.

There were a good many candidates for the position. - Pozisyon için birçok iyi adaylar vardı.

umpteen
a good few
many, a lot of: Birçok kişi geldi. A lot of people came
various

This room is used for various purposes. - Bu oda birçok amaçla kullanılır.

There are various ways of enduring the pain. - Acıya dayanmanın birçok çeşit yolu var.

a lot of, lots of; many, numerous; a lot of, lots of, a good deal (of), a great deal (of)
seventy
any number of
many a
not a few

Not a few people live to be over eighty. - Birçok insan seksen yıldan fazla yaşamaz.

many of
the many

Despite the many tragedies she has had in life, she remains to have the pureness of her heart. - Hayatta yaşadığı birçok trajediye rağmen, o, kalbinin saflığına sahip olmayı sürdürüyor.

What we call 'Standard English' is only one of the many dialects spoken all over the world. - Standart İngilizce dediğimiz şey sadece bütün dünyada konuşulan birçok lehçeden biridir.

many one
with a lot
lots

He has written lots of books about his experience abroad. - Yurtdışı deneyimleriyle ilgili birçok kitap yazdı.

Tom is the kind of guy lots of people just don't like. - Tom birçok insanın hoşlanmadığı adam türüdür.

many other
few

Quite a few people went to the concert. - Birçok insan konsere gitti.

A perfect knowledge of a few writers and a few subjects is more valuable than a superficial one of a great many. - Birkaç yazar ve birkaç konuyla ilgili mükemmel bir bilgi birçoklarıyla ilgili yüzeysel olan birinden çok daha değerlidir.

birçok iş yapabilen
versatile
birçok bakımdan
in many respects
birçok dilde
polyglot
birçok hususta
in many respects
birçok işe uygun (alet)
versatile
birçok kez
several times

The telephone rang several times. - Telefon birçok kez çaldı.

The two sides clashed several times. - İki taraf birçok kez çatışmaya girdi.

birçok kişi
many people
birçok ortak noktası olmak
(deyim) have something in common
birçok parçadan oluşan
built-up
birçok parçalardan oluşan
composite
birçok yönden
in many ways
birçok defa
many times
birçok şey
many things

Let me show you many things which will be novel to you. - Sizin için yeni olan birçok şeyi göstermeme izin verin.

We talked about many things. - Birçok şeyden bahsettik.

birçok ana sözleşme
(İnşaat) multiple prime contracts
birçok anlamda
in various terms
birçok anlamda
in various aspects
birçok anlamda
in many aspect
birçok defa
so many times
birçok kere
time and again
birçok kez
numbers of times
birçok kez
plenty of times

Tom has done that plenty of times. - Tom onu birçok kez yaptı.

That's happened to me plenty of times. - Bu birçok kez başıma geldi.

birçok kez
many times

He looked back at us many times and walked away. - O birçok kez bize doğru baktı ve uzaklaştı.

I've seen Tom on TV many times. - Tom'u TV'de birçok kez gördüm.

birçok konuyu deşmek
(deyim) cover a lot of ground
birçok konuyu içeren anlaşma
package deal
birçok parçadan oluşan
built up
birçok sahada
in many fields
birçok sinirlerin iltihabı
(Tıp) polyneuritis
birçok yerde
passim
birçok şeyden nefret etme
(Pisikoloji, Ruhbilim) polyphobia
birçok şeye ilgi duyan adam
man of wide interests
bir çok
quite a few
bir çok
umpteen
birçok kere
many times

His teacher sent him to the principal's office for being tardy too many times. - Birçok kereler derse geç geldiği için öğretmeni onu müdürün odasına gönderdi.

I've been to Italy many times. - Birçok kere İtalya'da bulundum.

Bir çok
a far
bir çok
a lot of

Recently there have been a lot of nasty incidents with fraud. - Son zamanlarda bir çok hileli iğrenç olaylar vardı.

A lot of students look up to Mr Brown. - Bir çok öğrenci Bay Brown'a saygı duyuyor.

bir çok
many to one
Турецкий язык - Турецкий язык
Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, müteaddit
Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, müteaddit: "Bu satırları, birçok mektuba biraz cevap olsun diye yazıyorum."- H. E. Adıvar
kaç
(Osmanlı Dönemi) BECİR
(Osmanlı Dönemi) BESÎ
bir dolu
Birçok kez
kerrat
Birçok şey
ne
birçok
Избранное