bağlantılı

listen to the pronunciation of bağlantılı
Турецкий язык - Английский Язык
related
connected; related; engaged
pol. aligned (nation), (nation) which is a member of an alliance
connected, linked
close

Scientists have learned that, throughout Earth's history, temperature and CO2 levels in the air are closely tied. - Bilimciler dünya'nın tarihi boyunca, sıcaklık ve havadaki CO2 seviyelerinin yakından bağlantılı olduğunu öğrendiler.

The events were closely linked. - Olaylar yakından bağlantılı idi.

online
(Tekstil) link to
(Bilgisayar) linked

The events were closely linked. - Olaylar yakından bağlantılı idi.

This politician resigned after being linked to a corruption scandal. - Bu siyasetçi bir yolsuzluk skandalıyla bağlantılı olduktan sonra istifa etti.

link

The world's tropical rainforests are critical links in the ecological chain of life on the planet. - Dünyadaki tropikal yağmur ormanları, gezegende yaşamın ekolojik zincirine kritik bağlantılıdır.

These sentences are not directly linked. - Bu cümleler doğrudan doğruya bağlantılı değildir.

with regard to
on line
engaged
correlative
connection oriented
bağlantı
{i} liaison
bağlantı
connection

He has no connection with this affair. - Onun bu işle ile hiçbir bağlantısı yoktur.

Why are you telling me about hippos all of the sudden? I don't see the connection between that and your twelve red goldfishes. - Birdebire su aygırlarını bana niçin anlatıyorsun? O ve senin on iki kırmızı akvaryum balığının arasındaki bağlantıyı anlamıyorum.

bağlantı
tie

The two nations have strong trade ties. - İki ulusun güçlü ticaret bağlantısı var.

Scientists have learned that, throughout Earth's history, temperature and CO2 levels in the air are closely tied. - Bilimciler dünya'nın tarihi boyunca, sıcaklık ve havadaki CO2 seviyelerinin yakından bağlantılı olduğunu öğrendiler.

bağlantı
relationship
bağlantı
{i} link

It is a prevalent belief, according to a nationwide poll in the United States, that Muslims are linked with terrorism. - ABD'de ülke çapındaki bir ankete göre Müslümanların terörle bağlantılı olduğu yaygın bir inançtır.

The events were closely linked. - Olaylar yakından bağlantılı idi.

bağlantılı olarak
in connection with
bağlantılı olabilen
associable
bağlantılı olma
interconnection
bağlantılı olmak
be linked
bağlantılı olmak
cohere
bağlantılı olmak
correlate
bağlantılı olmak
interconnect
bağlantılı olmak
communicate
bağlantı
coupling
bağlantı
{i} concern
bağlantı
affiliation
bağlantı
contact

I think it's time for me to contact her. - Sanırım onunla bağlantı kurmamın zamanıdır.

He comes into contact with all kinds of people. - Her türlü insanla bağlantı kurar.

bağlantı
commitment
bağlantı
(Mekanik) flange
bağlantı
fitting
bağlantı
pattern
bağlantı
(Bilgisayar) auto link
bağlantı
(İnşaat) connectivity
bağlantı
bracket
bağlantı
connector
bağlantı
clip
bağlantı
(Askeri) regression analysis
bağlantı
(Pisikoloji, Ruhbilim) association
bağlantı
juncture
bağlantı
(Bilgisayar) connection to
bağlantı
bonding
bağlantı
binding
internet bağlantılı sohbet
(Bilgisayar) internet relay chat
yıldız bağlantılı
star connected
bağlantı
linkage
bağlantı
terminal
bağlantı
touch

I can't get in touch with him yet. - Onunla henüz bağlantı kuramıyorum.

I want to get in touch with her. - Onunla bağlantı kurmak istiyorum.

bağlantı
joint
bağlantı
{i} header
bağlantı
in connection

Do any of you have anything to say in connection with this? - Sizden birinin bununla bağlantılı olarak söyleyecek bir şeyi var mı?

bağlantı
hookup
bağlantı
to link
bağlantı
attaching
Askeri Bağlantılı Telsiz Sistemi
(Askeri) Military Affiliate Radio System
bağlantı
tie in
bağlantı
tiein
bağlantı
{i} channel
bağlantı
{i} connexion
bağlantı
{i} coordination
bağlantı
(İnşaat) junction
bağlantı
contact man
bağlantı
{i} interlock
bağlantı
connection, tie, link
bağlantı
attachment
bağlantı
joining
bağlantı
attachment , link , linkage , connection
bağlantı
{i} noose
bağlantı
dealings
bağlantı
intercourse
bağlantı
tie up
bağlantı
mech. coupling, device that serves to connect the ends of adjacent parts or objects
bağlantı
relation
bağlantı
tap
bağlantı
linking
bağlantı
phys. linkage
bağlantı
connecting

I've got a connecting flight. - Bağlantılı bir uçuşum var.

I feel like we're connecting. - Bağlantı kurduğumuzu hissediyorum.

bağlantı
mounting
bağlantı
communication
bağlantı
{i} linkup
bağlantı
anchor
bağlantı
fixture
bağlantı
tie, connection, contact, link
birbiriyle bağlantılı olma
interrelatedness
bulon bağlantılı yapım
bolted construction
cinsiyet bağlantılı
(Pisikoloji, Ruhbilim) sex linkage
civata bağlantılı adaptör
bolt on adapter
direkt bağlantılı tulumba
direct acting pump
fiziksel bağlantılı mantık
(Bilgisayar) hardwired logic
seks bağlantılı
x-linkage
seks bağlantılı hastalık
(Tıp) x-linked disease
seri bağlantılı fare
bus mouse
tek bağlantılı ayak
(Askeri) single-anchor leg mooring
telsiz bağlantılı kamera
(Teknik,Televizyon) radio television camera
ters bağlantılı
back coupled
uydu bağlantılı
spaceborne
vapur bağlantılı tren
boat train
Турецкий язык - Турецкий язык
Aralarında bağlantı bulunan, irtibatlı, rabıtalı
(Hukuk) MURTABİT
Bağlantı
angajman
Bağlantı
irtibat
bağlantı
İki şey arasında ilişki sağlayan bağ
bağlantı
İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı, ilişik veya ilgili bulunması, irtibat. İki şey arasında ilişki sağlayan bağ: "Bütün ulaştırma bağlantıları tahrip edilmiştir."- F. R. Atay
bağlantı
İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı, ilişik veya ilgili bulunması, irtibat
bağlantı
Yüklenme, üstlenme, angajman
bağlantılı
Избранное