anlaşmazlık

listen to the pronunciation of anlaşmazlık
Турецкий язык - Английский Язык
conflict

Every day many human lives were lost there in political conflicts. - Orada siyasi anlaşmazlıklarda her gün birçok insan hayatını kaybetti.

I don't see a conflict. - Bir anlaşmazlık görmüyorum.

disagreement

It's clear that there's a rather strong disagreement between the two. - İkisinin arasında oldukça güçlü bir anlaşmazlık olduğu açıktır.

Tom and I had a disagreement. - Tom ve ben bir anlaşmazlık yaşadık.

controversy

There was a controversy about the location of the new school. - Yeni okulun yeri ile ilgili anlaşmazlık vardı.

friction
(Hukuk) dispute

The countries concerned settled the dispute by peaceful means. - Ülkeler barışçıl amaçlarla anlaşmazlıkları çözmekle ilgileniyorlardı.

After much negotiation, the two sides in the dispute reached a compromise. - Görüşmelerden sonra iki taraf, anlaşmazlık konusunda bir uzlaşmaya vardılar.

run in
quarrel
dissension
disaccord
disunity
division; embroilment
imbroglio
divided counsel
fight
mix up
odds

He is always at odds with his boss. - O her zaman patronuyla anlaşmazlık içinde.

After an uphill struggle against great odds they finally got the company on its feet again. - Büyük anlaşmazlıklara karşı zorlu bir mücadeleden sonra, onlar nihayet şirketi tekrar kendi ayakları üzerinde durdurdular.

disagreement, misunderstanding, conflict, dispute, discord, difference, friction
incompatiblity
disunion
disagreement, incompatibility
discordance
strife
discord

There's been a lot of discord in the office lately. - Son zamanlarda ofiste birçok anlaşmazlık oldu.

ambiguity
discrepancy
nonviolent
holdout
(Ticaret) disputes

Industrial disputes are still a problem. - Endüstriyel anlaşmazlıklar hala bir sorundur.

International disputes must be settled peacefully. - Uluslar arası anlaşmazlıkların barışçıl bir şekilde çözümlenmeli.

rift

A deep rift opened up between them. - Onlar arasında derin bir anlaşmazlık açıldı.

dissent
argument
difference
variance
dissidence
potential difference
altercation
{i} division
misunderstand
{i} embroilment
incompatibility
embroil
{i} misunderstanding
mixup
anlaşmazlık içinde olmak
feud
anlaşmazlık konusu
a bone of contention, object at issue
anlaşmazlık konusu
bone
anlaşmazlık tohumu
dragon's teeth
anlaşmazlık tohumu ekmek
sow dragon's teeth
anlaşmazlık çıkaran
divisive
anlaşmazlıklar
disputes

Industrial disputes are still a problem. - Endüstriyel anlaşmazlıklar hala bir sorundur.

I would like you to stop personalizing disputes. - Kişiselleşen anlaşmazlıkları durdurmanı istiyorum.

anlaşmazlıklar
conflict
anlaşmazlık
infighting
yasal anlaşmazlık
conflict of laws
Турецкий язык - Турецкий язык
İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında ayrılık, uyuşmazlık, ihtilâf
İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında ayrılık, uyuşmazlık, ihtilaf: "Mustafa yedi yaşına basınca ana baba arasında anlaşmazlık kalmadı."- R. H. Karay
anlaşmazlık
Избранное