Yalnızca birkaç kişi vaktinde geldi.
- Only a few people showed up on time.
Aç olamazsın. Birkaç dakika önce abur cubur yedin.
- You can't be hungry. You had a snack a few minutes ago.
Biz neredeyse bir kaçkez yakalandık.
- We almost got caught a few times.
Tom bir kaç kere başını salladı.
- Tom nodded his head a few times.
Bazı insanlar bugün Neandertaller ve Denisovanlar gibi diğer türlerden birkaç gene sahiptir.
- Some people today have a few genes from other species, the Neanderthals and the Denisovans.
Go büyük ihtimalle benim ülkemdeki en popüler Japon oyunu olsa da o bile bazı üniversite öğrencileri dışında pek bilinmiyor.
- Although Go is probably the most popular Japanese game in my country, at most only a few university students know it.
Çok az sayıda samimi arkadaşı var.
- She has very few close friends.
Managua'da çok az Amerikan yerlisi vardır.
- There are very few Native Americans in Managua.
... There was very few of them. ...
... have very few wild species that can be easily domesticated. ...