rahatlatıcı

listen to the pronunciation of rahatlatıcı
Türkçe - İngilizce
soothing

I often listen to soothing music in order to relax. - Rahatlamak için sık sık rahatlatıcı müzik dinlerim.

relaxing

Tom and Mary spent a relaxing week on a houseboat. - Tom ve Meryem yüzen evde rahatlatıcı bir hafta geçirdiler.

I'd like to invite you to my favourite café. It’s a nice, relaxing place with a good vibe. - Seni en sevdiğim kafeye davet etmek istiyorum. O, rahatlatıcı bir ortamı olan güzel bir yer.

anodyne
solvent
soothing, calming (thing)
comfortable
composing
comforting

Tom doesn't need comforting. - Tom'un rahatlatıcıya ihtiyacı yok.

That's a comforting thought. - Bu rahatlatıcı bir düşünce.

restful
relieving
assuring
welcome
rahatlatıcı şey
comforter
iç rahatlatıcı
relievingcomfortingsoothing
rahatlatıcı