nice; delicate; subtle; exquisite; artful; skillful; dexterous

listen to the pronunciation of nice; delicate; subtle; exquisite; artful; skillful; dexterous
İngilizce - Türkçe

nice; delicate; subtle; exquisite; artful; skillful; dexterous teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

fine
kıyak
fine
yolunda

Seni temin ederim, her şey yolunda. - I assure you, everything's fine.

Sanırım her şey yolunda. - I think everything's fine.

fine
{f} açılmak
fine
ince ince

Bayırturpunu soy ve ince ince doğra. - Peel and finely chop the horseradish.

fine
kırıntılar halinde
fine
rahat

Rahatla, iyi gidiyorsun. - Relax, you're doing fine.

fine
sağlıklı

Güzel sağlıklı bir bebek doğurdu. - She gave birth to a fine healthy baby.

Sağlıklı bir merak, aslında güzel bir şeydir. - A healthy curiosity is truly a fine thing.

fine
(Mühendislik) ince

O gömleği deneyin; ince pamuktan yapılmıştır. - Try on that shirt. It's made of fine cotton.

Dahilik ve delilik arasında ince bir sınır vardır. - There's a fine line between genius and insanity.

fine
(İnşaat) güzel, ince
fine
çokiyi bir şekil
fine
ucu ucuna
fine
som
fine
{s} âlâ, mükemmel, üstün
fine
(fiil) berraklaştırmak, arıtmak, açılmak, berraklaşmak, para cezası vermek
fine
incecik
fine
(zarf) güzel, hoş, iyi, incecik, ucu ucuna
fine
{f} berraklaşmak
fine
çok ince

Bu kahveyi çok ince öğüt. - Grind this coffee very fine.

fine
{f} berraklaştırmak
fine
(isim) ceza, para cezası
İngilizce - İngilizce
fine
nice; delicate; subtle; exquisite; artful; skillful; dexterous