meydan oku

listen to the pronunciation of meydan oku
Türkçe - İngilizce
{f} challenge

Don't challenge someone who has nothing to lose. - Kaybedecek bir şeyi olmayan birine meydan okuma.

In two moves, Kasparov will check the challenger. - İki hamlede, Kasparov meydan okuyucu kontrol edecektir.

defy

I defy you to make it public. - Onu açıklamak için sana meydan okuyorum.

I defy you to solve this problem. - Ben bu sorunu çözmen için sana meydan okuyorum.

{f} challenging

Why is Tom challenging Mary? - Tom neden Mary'ye meydan okuyor?

It's certainly challenging. - O kesinlikle meydan okuyucu.

{f} challenged

Tom challenged Mary to a game of chess. - Tom, bir satranç oyununda Mary'ye meydan okudu.

Tom challenged Mary to another game of chess. - Tom Mary'ye başka bir satranç oyunu için meydan okudu.

meydan oku