memnuniyetsiz

listen to the pronunciation of memnuniyetsiz
Türkçe - İngilizce
displeased

Ancient people thought that droughts and earthquakes meant that the gods were displeased. - Eski insanlar kuraklıkların ve depremlerin Tanrıların memnuniyetsizlikleri anlamına geldiklerini düşünürlerdi.

Tell her how displeased I am. - Ona ne kadar memnuniyetsiz olduğumu söyle.

ill-pleased
dissatisfied
discontented

They were discontented. - Onlar memnuniyetsizdi.

ill pleased
memnuniyet
{i} satisfaction

No matter what your main purpose is in reading, books should never fail to provide contentment and satisfaction. - Okumaktan asıl maksadın ne olursa olsun, kitaplar sana her zaman memnuniyet ve tatminkârlık duygusu verecektir.

It gave me great satisfaction. - Bu bana büyük memnuniyet verdi.

memnuniyet
{i} pleasure

I had the pleasure of learning that you recently became the manager of the production division. - Ben son zamanlarda üretim bölümü müdürü olduğunu öğrenmekten memnuniyet duydum.

memnuniyet
contentment

A look of contentment appeared on his face. - Onun yüzünde bir memnuniyet görüntüsü belirdi.

No matter what your main purpose is in reading, books should never fail to provide contentment and satisfaction. - Okumaktan asıl maksadın ne olursa olsun, kitaplar sana her zaman memnuniyet ve tatminkârlık duygusu verecektir.

memnuniyet
gratification
memnuniyet
pleasure, gladness, satisfaction
memnuniyet
gratitude
memnuniyet
pleasantness
memnuniyet
gladness
memnuniyet
complacence
memnuniyet
satisfactions
memnuniyet
complacency
memnuniyet
{i} contentedness
memnuniyet
pleasure, gladness; satisfaction
memnuniyet
{i} content

A look of contentment appeared on his face. - Onun yüzünde bir memnuniyet görüntüsü belirdi.

No matter what your main purpose is in reading, books should never fail to provide contentment and satisfaction. - Okumaktan asıl maksadın ne olursa olsun, kitaplar sana her zaman memnuniyet ve tatminkârlık duygusu verecektir.

Türkçe - Türkçe
Memnun olmayan
memnuniyet
Sevinç, sevinme, kıvanç, kıvanma: "Sonra memnuniyetimi celbetmek için olacak bir türkü çağırmaya başladı."- R. H. Karay
memnuniyet
Sevinç, sevinme, kıvanç, kıvanma
memnuniyetsiz