kemerli

listen to the pronunciation of kemerli
Türkçe - İngilizce
cambered
coved
Roman (nose)
arched
belted
belted, furnished with a belt
belted, girdled; arched, vaulted
arch. arched
kemer
{i} arch

There is a huge arch over the road. - Yolda büyük bir kemer var.

A rainbow is a seven-colour arch in the sky. - Bir gökkuşağı gökyüzünde yedi renkli kemerdir.

kemer
belt

Fasten your seat belt. - Emniyet kemerini bağla.

She advised him to fasten his seat belt. - O ona emniyet kemerini bağlamasını tavsiye etti.

kemerli giriş
archway
kemerli hayvangiller
(Hayvan Bilim, Zooloji) dasypodidae
kemerli pres
(Mekanik) arch press
kemerli ağırlık barajı
(İnşaat) gravity arch dam
kemerli baraj
(İnşaat) arched dam
kemerli burun
roman nose
kemerli dayanak
(İnşaat) arched abutment
kemerli dayanma duvarı
(İnşaat) arched retaining wall
kemerli döşeme
(İnşaat) arched floor
kemerli kapı
(İnşaat) arched door
kemerli kiriş
arched beam
kemerli kubbe
spring
kemerli köprü
arch bridge
kemerli köprü
(İnşaat) arched bridge
kemerli köprü
aqueduct
kemerli makas
(İnşaat) arched truss
kemerli menfez
arched culvert
kemerli payanda
flying buttress
kemerli pencere
(İnşaat) arched window
kemerli savak
(İnşaat) arched spillway
kemerli su yolu
aqueduct
kemerli tavan
(İnşaat) arched ceiling
kemerli tonoz
annular vault
kemerli yapı
vaulting
kemerli yol
cloister
kemerli yol
ambulatory
kemerli yol
archway
kemerli çatı
barrel roof
kemer
{i} band
kemer
belt, girdle; (giyside) waist; arch, vault; anat arch; anticline; safety belt, seat belt emniyet kemeri
kemer
waist

Tom put the gun back in his waistband. - Tom silahını kemerine geri koydu.

She is wearing a leather belt around her waist. - Beline deri kemer takıyor.

kemer
seat belt

Fasten your seat belt. - Emniyet kemerini bağla.

Fasten your seat belt when you drive. - Araba kullanırken emniyet kemerinizi bağlayın.

kemer
roof bar
kemer
(Arkeoloji) bow
kemer
(Askeri) wale
kemer
barrel vault
kemer
safety belt

You must fasten your safety belts in a plane. - Bir uçakta emniyet kemerlerini bağlamalısın.

We always had to put on a safety belt in case we had an accident. - Kaza geçirme ihtimaline karşın biz her zaman bir emniyet kemeri takmak zorundaydık.

kemer
kummerbund
kemer
girdler
kemer
vaulting
kemer
waistband

Tom put the gun back in his waistband. - Tom silahını kemerine geri koydu.

kemer
soffit
kemer
cincture
kemer
girdle
dokuz kemerli armadillo
(Hayvan Bilim, Zooloji) dasypus novemcinctus
dokuz kemerli armadillo
(Hayvan Bilim, Zooloji) nine-banded armadillo
kemer
cummerbund
kemer
waist (of a garment)
kemer
Roman, somewhat aquiline (nose)
kemer
ceinture
kemer
(Anatomi) arch
kemer
arch. arch
kemer
fascia
kemer
strap
kemer
archway
kemer
tawse
kemer
cove
kemer
baldric
kemer
cestus
kemer
money belt
sivri kemerli pencere
lancet window
sıra kemerli
arcaded
uzun ve bol kemerli palto
Ulster
yuvarlak kemerli
round-arched
yuvarlak kemerli pencere
compass window
Türkçe - Türkçe
Kemer biçiminde olan: "Orhan'ın kemerli kapıdan içeriye koşa koşa girdiğini görmedi."- T. Buğra
Kavisli olan
Üzerinde kemeri olan veya kemer takılmış olan
Kemer biçiminde olan
KEMER
(Osmanlı Dönemi) İç çamaşırın bele rastlayan kısmı
KEMER
(Osmanlı Dönemi) Bele bağlanan kuşak
KEMER
(Osmanlı Dönemi) f. Yay gibi eğik olan yapı
Kemer
(Osmanlı Dönemi) PALAHENG
Kemer
(Osmanlı Dönemi) BAM
kemer
Etek, pantolon gibi giysilerin bele gelen bölümü. Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak. İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı gibi biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonos bağlantı: "Bu köprü sekiz kemer üzerinde, dört yüz yirmi dokuz metre uzunluğundadır."- S. F. Abasıyanık
kemer
Emniyet kemeri

Lütfen emniyet kemerinizi taktığınızdan emin olunuz. - Lütfen emniyet kemerinizin takıldığından emin olun.

Lütfen emniyet kemerinizin takıldığından emin olun. - Lütfen emniyet kemerinizi taktığınızdan emin olunuz.

kemer
Aydın'ın Nazilli ilçesinde bir baraj
kemer
Katmanlı kayaçlarda bir kıvrımın kabarık tepe yeri, tekne karşıtı
kemer
Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılan bel bağı: "Nihat elinde tuttuğu kemeri denize fırlatıp attı."- P. Safa
kemer
Tümsekli
kemer
Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılan bel bağı
kemer
Etek, pantolon gibi giysilerin bele gelen bölümü
kemer
İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı gibi biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonos bağlantı
kemer
Kemiklerden oluşmuş kemer biçiminde tavan
kemer
Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak
kemer
bakınız: emniyet kemeri
kemerli