kayıtsız

listen to the pronunciation of kayıtsız
Türkçe - İngilizce
indifferent

John is indifferent about his clothes. - John elbiseleri hakkında kayıtsız.

He seems to be indifferent to politics. - Politikaya kayıtsız görünüyor.

{s} unregistered
reckless
regardless
apathetic

I was really apathetic at first. - İlk başta gerçekten kayıtsızdım.

Having too many apathetic consumers is a danger for the economy. - Çok fazla kayıtsız tüketici olması ekonomi için bir tehlikedir.

freewheeling
nonchalant
feckless
footloose
incurious
listless
impassive
devil may care
unconcerned, indifferent
forgetful
unconditional

Sovereignty unconditionally belongs to the nation. - Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

Do you love me unconditionally? - Beni kayıtsız şartsız seviyor musun?

careless
unregistered, unrecorded
indifferent, unconcerned, stolid, apathetic, negligent, reckless; unregistered, unrecorded; unconditional
unmindful
apathetical
unrecorded
uninscribed
carefree
casual
tepid
emotionless
cool
unreserved
negligent
harumscarum
lukewarm
neglectful
stolid
unconcerned
stationery
oblivious
rough and ready
unlimited
derelict
headlong
freehearted
kayıtsız şartsız
unconditionally
kayıtsız kalmak
Remain indifferent
kayıtsız kalmak
be unmindful of
kayıtsız kalmak
be oblivious to
kayıtsız kalmak
to be indifferent (to)
kayıtsız şartsız
unconditionally, with no restrictions whatsoever, with no strings attached
kayıtsız şartsız
unquestioningly
kayıtsız şartsız
without any qualification
kayıtsız şartsız teslim
unconditional surrender
Türkçe - Türkçe
Aldırmaz, ilgisiz, umursamaz, lakayıt: "Sert, çabuk unutan kayıtsız bir asker durumu alacaktı."- H. E. Adıvar
Kaydı yapılmamış, deftere veya yazıya geçirilmemiş olan
Aldırmaz, ilgisiz, umursamaz, lâkayıt
Bir şarta bağlı olmayan
kayıtsız şartsız
Hiçbir şart ve bağı olmaksızın
kayıtsız