in the habit of

listen to the pronunciation of in the habit of
İngilizce - Türkçe
alışkanlık olarak
used to
alışkın olmak
used to
öğür
used to
-ardı
used to
alışık olmak
be in the habit of
alışkanlığında olmak
used to
yapardı

O, arkadaşlarına karşı zorbalık yapardı. - He used to bully his friends.

Büyükbabam kendisi için mobilya yapardı. - My grandfather used to make furniture for himself.

used to
kullan

O, onun makaleyi yazmak için kullandığı bilgisayardır. - That's the computer he used to write the article.

O araba satıcısı bu kullanılmış Toyota'nın iyi durumda olduğunu söylediğinde bana yanlış bilgi vermiş. - That car dealer gave me a bum steer when he told me this used Toyota was in good condition.

used to
ederdi

Tom, Boston'dan nefret ederdi. - Tom used to hate Boston.

O, ondan nefret ederdi. - She used to hate him.

used to
geçmiş zamanda yapılan
used to
alışık

Bu ısıya alışık değilim. - I'm not used to this heat.

Askerler tehlikeye alışıktırlar. - Soldiers are used to danger.

used to
alışkın

Erken kalkmaya alışkınım. - I'm used to keeping early hours.

Ne zaman yatmaya alışkınsın? - What time are you used to going to bed?

İngilizce - İngilizce
used to
in the habit of

    Heceleme

    in the hab·it of

    Türkçe nasıl söylenir

    în dhi häbıt ıv

    Telaffuz

    /ən ᴛʜē ˈhabət əv/ /ɪn ðiː ˈhæbət əv/