Our wedding anniversary is coming soon.
- Evlilik yıl dönümümüz yakında geliyor.
Christmas is coming soon.
- Yakında Noel geliyor.
Cathy is coming to see our baby tonight.
- Cathy bu gece bizim bebeği görmek için geliyor.
He is coming to see me tomorrow afternoon.
- O, yarın öğleden sonra beni görmeye geliyor.
Tom is coming upstairs.
- Tom üst kata geliyor.
Tom is coming up behind us.
- Tom arkamızdan geliyor.
She came to see us yesterday.
- O dün bizi görmek için geldi.
No more than 50 people came.
- 50 kişiden fazla gelen olmadı.
Can you come at nine?
- Dokuzda gelebilir misin?
Why did you come to Japan?
- Neden Japonya'ya geldin?
Did you come from a musical family?
- Müziksever bir aileden mi geldin?
Susan found out where the puppy had come from.
- Susan köpeğin nereden geldiğini öğrendi.
Please pardon me for coming late.
- Lütfen geç geldiğimden dolayı beni affet.
Christmas is coming soon.
- Yakında Noel geliyor.
These flowers come from Holland.
- Bu çiçekler Hollanda’dan geliyor.
Next time I come, I'll bring you some flowers.
- Bir daha ki gelişimde, sana bazı çiçekler getireceğim.
That sounds good, doesn't it?
- O kulağa hoş geliyor, değil mi?
It seems to me that we should go now.
- Bana şimdi gitmemiz gerekiyor gibi geliyor.
It seems to me that I heard a noise in the attic.
- Tavan arasında bir gürültü duydum gibi geliyor.
O, saçına jöle sürer.
- Tom puts gel in his hair.
Tom saçına jöle çaldı.
- Tom put gel in his hair.
Pelte limonlu ve portakallı olarak yapılabilen içine taze meyve katıldığında ise tadına doyum olmayan tatlıdır.
Ben jelatin kullanmadan panna cotta yaparım.
- I make panna cotta without using gelatin.