Christmas is coming soon.
- Yakında Noel geliyor.
Today I discovered that there's a movie called The Russians are coming! The Russians are coming!
- Bugün Ruslar geliyor! Ruslar geliyor! adında bir filmin olduğunu keşfettim.
Cathy is coming to see our baby tonight.
- Cathy bu gece bizim bebeği görmek için geliyor.
He is coming to see me tomorrow afternoon.
- O, yarın öğleden sonra beni görmeye geliyor.
Tom is coming upstairs.
- Tom üst kata geliyor.
Tom is coming up behind us.
- Tom arkamızdan geliyor.
What came first? The egg or the hen?
- Hangisi ilk olarak geldi? Yumurta mı yoksa tavuk mu?
She came to see us yesterday.
- O dün bizi görmek için geldi.
Can you come at nine?
- Dokuzda gelebilir misin?
Do you want to come with us?
- Bizimle gelmek ister misiniz?
Did you come from a musical family?
- Müziksever bir aileden mi geldin?
This smell might come from the oven!
- Bu koku fırından gelebilir!
Please pardon me for coming late.
- Lütfen geç geldiğimden dolayı beni affet.
Her dad won't be coming, he is very busy.
- Babası gelmeyecek, o çok meşgul.
Fruits come from flowers.
- Meyveler çiçeklerden meydana gelir.
These flowers come from Holland.
- Bu çiçekler Hollanda’dan geliyor.
That sounds good, doesn't it?
- O kulağa hoş geliyor, değil mi?
It seems to me that we should go now.
- Bana şimdi gitmemiz gerekiyor gibi geliyor.
It seems that I have lost my keys.
- Anahtarlarımı kaybettim gibi geliyor.
O, saçına jöle sürer.
- Tom puts gel in his hair.
Tom saçına jöle çaldı.
- Tom put gel in his hair.
Pelte limonlu ve portakallı olarak yapılabilen içine taze meyve katıldığında ise tadına doyum olmayan tatlıdır.
Ben jelatin kullanmadan panna cotta yaparım.
- I make panna cotta without using gelatin.