Our wedding anniversary is coming soon.
- Evlilik yıl dönümümüz yakında geliyor.
Today I discovered that there's a movie called The Russians are coming! The Russians are coming!
- Bugün Ruslar geliyor! Ruslar geliyor! adında bir filmin olduğunu keşfettim.
Tom is coming to our school tomorrow.
- Tom yarın bizim okula geliyor.
Both of his parents are coming to Tokyo.
- Onun ebeveynlerinin her ikisi Tokyo'ya geliyorlar.
The exam is coming up next week.
- Sınav gelecek hafta geliyor.
Tom is coming up to Boston for a visit.
- Tom bir ziyaret için Boston'a geliyor.
I came to Japan from China.
- Çin'den Japonya'ya geldim.
What came first? The egg or the hen?
- Hangisi ilk olarak geldi? Yumurta mı yoksa tavuk mu?
Do you want to come with us?
- Bizimle gelmek ister misiniz?
Did you come by yourself today?
- Bugün tek başına mı geldin?
Social order does not come from nature. It is founded on customs.
- Toplumsal düzen doğadan gelmez. Gelenekler üzerine kurulmuştur.
This smell might come from the oven!
- Bu koku fırından gelebilir!
Please pardon me for coming late.
- Lütfen geç geldiğimden dolayı beni affet.
Christmas is coming soon.
- Yakında Noel geliyor.
He came bearing a large bunch of flowers.
- O, büyük bir demet çiçek taşıyarak geldi.
These flowers come from Holland.
- Bu çiçekler Hollanda’dan geliyor.
That sounds good, doesn't it?
- O kulağa hoş geliyor, değil mi?
It seems to me that I heard a noise in the attic.
- Tavan arasında bir gürültü duydum gibi geliyor.
It seems to me that he is honest.
- O bana dürüst gibi geliyor.
Tom saçına jöle çaldı.
- Tom put gel in his hair.
O, saçına jöle sürer.
- Tom puts gel in his hair.
Pelte limonlu ve portakallı olarak yapılabilen içine taze meyve katıldığında ise tadına doyum olmayan tatlıdır.
Ben jelatin kullanmadan panna cotta yaparım.
- I make panna cotta without using gelatin.