gazlı

listen to the pronunciation of gazlı
Türkçe - İngilizce
{s} gaseous
wet with kerosene
gassy, gaseous, gas-filled
gasiform
gassy
gassed
fizzy

Fizzy water isn't very popular in America. - Gazlı su Amerika'da çok popüler değil.

gas-filled
(Tıp) aeriform
gazlı içecek
Fizzy drink
gazlı bez
(Konuşma Dili) gauze (for bandaging)
gazlı bez
gauze
gazlı bez
gauze bandage
gazlı bez sargısı
gauze bandage
gazlı fotosel
gas-filled photocell
gazlı fototüp
gas phototube
gazlı fırın
gas oven
gazlı fırın
gas cooker
gazlı içecek
soda
gazlı içecek
soda pop
gazlı içeçek
fizz
gazlı kablo
gas-filled cable
gazlı kangren
gas gangrene
gazlı kaplama
gas plating
gazlı lamba
gas-filled lamp
gazlı pike
power dive
gazlı redresör
gas-filled rectifier
gazlı röle
gas-filled relay
gazlı termometre
gas thermometer
gazlı ısıtma
gas heating
gazlı ısıtıcı
gas heater
gazlı ızgara
gas grill
gaz
gas

Thousands of people lost their lives in the Bhopal Gas Tragedy, and even today hundreds of thousands of people still suffer from the ill-effects of the poisonous gas. - Binlerce insan Bhopal Gaz Trajedisi'nde hayatlarını kaybetti ve bugün bile yüzlerce, hatta binlerce insan hâlâ zehirli gazın kötü etkilerinden muzdariptir.

In case of an earthquake, turn off the gas. - Bir deprem durumunda, gazı kapatın.

gaz
{i} exhalation
gaz
{s} gaseous

This substance is in gaseous state. - Bu madde, gaz halindedir.

Matter can be solid, gaseous or liquid. - Madde; katı, gaz ​​veya sıvı olabilir.

gaz
accelerator

I stepped carefully on the accelerator. - Gaz pedalına dikkatlice bastım.

Have you ever got in your car after a long absence and got the brake mixed up with the accelerator? - Sen hiç uzun bir aradan sonra arabana bindin mi ve frenle gazı karıştırdın mı?

gaz
fumes

Try not to inhale the fumes. - Gazı teneffüs etmemeye çalışın.

gaz
motor oil
gaz
wind

He's only winding you up. - O sadece seni gaza getiriyor.

Potatoes give me wind. - Patatesler bana gaz yapar.

gaz
port
gaz
fume

Try not to inhale the fumes. - Gazı teneffüs etmemeye çalışın.

gaz
kerosene

We used very little kerosene last month. - Geçen ay çok az gazyağı kullandık.

Tom went out to buy kerosene for his stove. - Tom sobasına gazyağı almak için dışarıya çıktı.

gaz
kerosine
Gaz
(Tıp) air

Air is a mixture of gases that we cannot see. - Hava bizim göremediğimiz gazların karışımından oluşuyor.

Air is a mixture of various gases. - Hava, çeşitli gazların bir karışımıdır.

gaz
gas supply
gaz
pop

Fizzy water isn't very popular in America. - Gazlı su Amerika'da çok popüler değil.

The newspaper began to lose readers when it dispensed with one of its most popular writers. - En popüler yazarlarından biri bırakınca gazete okuyucu kaybetmeye başladı.

gaz
{i} oil

It is always dark beneath the oil lamp. - Gaz lambasının altı her zaman karanlıktır.

The Southeast is a major energy producer of coal, crude oil, and natural gas. - Güneydoğu kömür, ham petrol ve doğal gaz ile ilgili önemli bir enerji üreticisidir.

gaz
absorptive
gaz
aero
gaz
fuel gas
gaz
gas; kerosene, oil; (midede) flatulence, wind
oksitlenme yapan gazlı çevre
oxidizing atmosphere
Türkçe - Türkçe

gazlı teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

GAZLI
Gazı olan veya gaz bulaşmış olan
gazlı bez
Yaralara kapatılan ince ve seyrek bez
GAZ
Sindirim borusunda, ağızdan yutulan hava ile mayalanma sonucu oluşan uçucu maddelerin karışması
GAZ
Gaz yağı, petrol: "Aklıma geldi, kilerden bir teneke gaz çıkarttım."- A. Gündüz
GAZ
Doğal gaz
GAZ
(Osmanlı Dönemi) f. Isırma, dişle tutma
GAZ
(Osmanlı Dönemi) Di
GAZ
Gaz lambası: "Gözümü açtım ki gazlardan ikisi de sönmüş."- A. Rasim
GAZ
Tül
GAZ
Normal basınç ve sıcaklıkta olduğu gibi kalan, içinde bulunduğu kabın her yanına yayılma ve bu kabın iç yüzeyinin her noktasına basınç yapma özelliğinde olan akışkan madde
gaz
Normal basınç ve sıcaklıkta olduğu gibi kalan, içinde bulunduğu kabın her yanına yayılmak ve bu kabın iç yüzeyinin her noktasına basınç yapmak özelliğinde olan akışkan madde
gaz
Gaz yağı, petrol
gaz
bakınız: doğal gaz
gaz
ipek baş örtüsü
gaz
bakınız: gaz lambası
gazlı