etkilenmemiş

listen to the pronunciation of etkilenmemiş
Türkçe - İngilizce
uninfluenced
unaffected
untouched
unimpressed

They were unimpressed. - Onlar etkilenmemişti.

Tom looks unimpressed. - Tom etkilenmemiş görünüyor.

{s} unmoved
etkile
affect

The problem affects the prestige of our school. - Sorun bizim okulun prestiji etkiler.

Worry affected his health. - Endişe onun sağlığını etkiledi.

etkile
stamp on
etkile
{f} affecting
etkile
{f} obsessed
etkile
impress

I was impressed by the general knowledge of Japanese students. - Japon öğrencilerinin genel kültür bilgisinden etkilendim.

The exhibition was very impressive. - Sergi çok etkileyiciydi.

etkile
{f} biased
etkile
{f} bias
etkile
{f} affected

Smoking has affected his health. - Sigara içmek onun sağlığını etkiledi.

Most living creatures in the sea are affected by pollution. - Denizde yaşayan canlıların çoğu, kirlilikten etkilenir.

etkile
prejudiced
etkile
(Biyoloji) influence

Human and animal life are influenced by their reactions to the atmospheric environment. - İnsan ve hayvan yaşamı atmosferik çevreye gösterdikleri tepkilerden etkilenirler.

That was probably what influenced their decision. - Onların kararını etkileyen muhtemelen oydu.

etkile
stampon
etkile
stamp#on
etkilenmemiş