epey

listen to the pronunciation of epey
Türkçe - İngilizce
quite

I know quite a few people who don't eat meat. - Ben et yemeyen epeyce insan tanıyorum.

He has quite a few records. - Onun epeyce rekoru var.

a great deal of

I have a great deal of work to do. - Yapacak epey işim var.

I spent a great deal of time dealing with that problem last week. - Geçen hafta o sorunla ilgilenerek epeyce zaman harcadım.

some
along about
wheen
rather

My elderly uncle and aunt are both rather straitlaced. - Yaşlı amcam ve halam ikisi de epey katı ahlakçıdır.

quite a bit

Tom is quite a bit younger than Mary. - Tom Mary'den epeyce daha genç.

Tom has told us quite a bit about you. - Tom bize senin hakkında epeyce şey söyledi.

considerable
notably
respectable
a good

We had a good deal of snow last winter. - Geçen kış epeyce kar yağdı.

We had a good deal of rain last summer. - Geçen yaz epeyce yağmur yağdı.

sure

I'm pretty sure Tom doesn't believe us. - Tom'un bize inanmadığından epeyce eminim.

Tom sure ate a lot. He must've been hungry. - Tom epey çok yedi. Acıkmış olmalı.

pretty

I'm pretty sure Tom doesn't believe us. - Tom'un bize inanmadığından epeyce eminim.

Tom is pretty rich, isn't he? - Tom epeyce zengin, değil mi?

goodish
a good many, a good deal of
rather, quite, fairly, considerably; a great deal of, a lot of
pretty well
rather, fairly, pretty
not a little
a great many
fairly

Tom is fairly old, isn't he? - Tom epeyce yaşlı, değil mi?

well

It was well after midnight when Tom got home. - Tom eve vardığında gece yarısını epeyce geçmişti.

The new method is well worth consideration. - Yeni metot epeyce düşünmeye değer.

reasonably
a good deal of

We had a good deal of snow last winter. - Geçen kış epeyce kar yağdı.

We had a good deal of rain last summer. - Geçen yaz epeyce yağmur yağdı.

tidy
a trifle
a great number of
a good hand at
epey bilgi sahibi olan
well-informed
epey büyük (bir miktar)
goodly
epey para harcama
splurge
epey zamandır
long since
epey zor
pretty difficult
epey, oldukça çok
very, very much
epey (bir miktar)
quite a/an
epey oldu
It's been a good while since
epey pahalıya mal olmak
cost a pretty penny
epey para
a tidy penny
epey uzakta
a good distance off
epey zaman önce
a long while ago
epey zamandan beri
for some time past
fidan (epey boy atmış)
sapling
Türkçe - Türkçe
Az denmeyecek kadar, oldukça, hayli: "Epey yürüdü ve üç sokak daha değiştirdi."- T. Buğra
Oldukça, hayli
Az denmeyecek kadar, oldukça, hayli
epeyi
epey