Hükümet, ruhsatsız silah taşımaktan bizi men ediyor.
- The government prohibits us from carrying guns without a license.
Onu taşımak için yardıma ihtiyacım var.
- I need help carrying her.
Tom kucak dolusu posta taşıyarak ofise girdi.
- Tom entered the office carrying an armload of mail.
Tom bir market çantası taşıyarak içeri girdi.
- Tom came in carrying a grocery bag.
İnsan kalıntıları içeren bir kutuyu kazarak çıkardılar.
- They dug up a box containing human remains.
Tom bir milyon dolar içeren bir çanta taşıyor.
- Tom is carrying a bag containing a million dollars.
Bebeği sırtında taşıyordu.
- She was carrying the baby on her back.
Tom, bir kucak dolusu kitap taşıyordu.
- Tom was carrying an armful of books.
Askerler posta taşıyan trenleri korurdu.
- The troops would protect trains carrying mail.
Alev makinesi taşıyan bir asker gördüm.
- I saw a soldier carrying a flamethrower.
Çiçekleri tutan o kadın kimdir?
- Who is that woman holding the flowers?
Tutuklu onu tutan gardiyanlardan kaçtı.
- The prisoner broke away from the guards who were holding him.